Reform Yürürlüğe Girse de Trend Tersine Dönmüyor
Anayasa Mahkemesi'nin süresiz nafakayı iptal etmesinin ardından hazırlanan yeni nafaka modeli ile mevcut mal paylaşımı (edinilmiş mallara katılma) rejiminin işleyişini yeniden düzenleyen 12. Yargı Paketi, kamuoyunda "evlilikleri kolaylaştıracak yasal reform" olarak sunuluyor. Motografi Sosyolojik Araştırmalar Birimi'nin bulguları, bu beklentiyi büyük ölçüde desteklememektedir.
Motografi MSAB'ın değerlendirmesi şudur: nafaka ve mal paylaşımı alanındaki çerçeve düzenlemeler evlilik, nüfus artışı ve doğum oranlarında bir yükselişe yol açması beklenen yapısal reformlar değildir; aksine, mevcut düşüş eğiliminin devam etmesi en olası senaryo olarak görülmektedirKISMEN DOĞRULANMIŞ. Bu değerlendirmenin gerekçeleri Bölüm 5 ve 6'da ayrıntılandırılmıştır; söz konusu projeksiyon, resmî bir öngörü değil, kurumumuzun mevcut veri ve literatüre dayanan analitik yorumudur.
2025 "Aile Yılı"ndan 12. Yargı Paketi'ne
2025 yılının resmî olarak "Aile Yılı" ilan edilmesi, doğrudan TÜİK verilerinin ortaya koyduğu tabloya bir yanıt niteliği taşımaktadırBELGELENMİŞ. 2001-2023 arasında kaba evlenme hızı binde 8,35'ten yaklaşık binde 6,4 seviyesine gerilerken, boşanma sayılarında 2004-2023 döneminde yüzde 89 oranında artış kaydedilmiştir. Cumhurbaşkanlığı düzeyinde yapılan açıklamalarda evlilik yaşının yükseldiği, boşanma oranlarının arttığı ve bunların doğurganlık hızını düşürdüğü açıkça ifade edilmiştir.
Bu demografik tabloya siyasi/hukuki yanıt, birbiriyle bağlantılı iki kanaldan gelmektedir: (i) Anayasa Mahkemesi'nin (AYM) 4 Haziran 2026 tarihli kararıyla Türk Medeni Kanunu m.175'teki "süresiz" yoksulluk nafakası uygulamasını iptal etmesi, ve (ii) Adalet Bakanlığı'nca hazırlanan, kamuoyunda "12. Yargı Paketi" olarak bilinen ve boşanma usulü, nafaka rejimi ile aile arabuluculuğunu kapsayan geniş çaplı torba düzenlemeBELGELENMİŞ.
Süresiz Nafakadan Kademeli Modele
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 175. maddesi, boşanma sonrası yoksulluğa düşecek eşe süre sınırı öngörmeksizin nafaka bağlanmasına imkân tanıyordu. AYM'nin Haziran 2026 kararıyla bu düzenleme iptal edilmiş, ancak kararın yürürlüğe girmesi 9 ay ertelenerek TBMM'ye yeni bir model kurma süresi tanınmıştırBELGELENMİŞ.
Taslak Modelde Öne Çıkan Unsurlar
| Unsur | İçerik | Durum |
|---|---|---|
| Evlilik süresine göre kademelendirme | Nafaka süresinin evlilik süresiyle orantılanması (ör. 2 yıl evlilik → sınırlı süre; uzun evlilik → daha geniş koruma) | KISMEN DOĞRULANMIŞ |
| Asgari/azami süre tartışması | Kamuoyuna yansıyan bazı taslaklarda 5 yıllık alt sınır önerisi yer almakta; barolar ve bazı kadın örgütleri bu rakamı yetersiz bulmakta | SPEKÜLATİF |
| Çocuk ve yaş kriteri | Ortak çocuğun varlığı, eşin yaşı ve yeniden istihdam imkânının nafaka süresine etki etmesi öngörülüyor | KISMEN DOĞRULANMIŞ |
| Devlet destekli fon önerisi | Nafaka süresi bittiğinde yoksulluğu süren taraf için kamu destekli bir fon kurulması tartışılıyor | SPEKÜLATİF |
| Tazyik hapsine üst sınır | Nafaka borcunu ödeyemeyenler için disiplin hapsine toplam üst sınır (ör. 1 yıl) getirilmesi gündemde | SPEKÜLATİF |
| Geriye dönük etki iddiası | Bazı kadın örgütleri, yasanın kesinleşmiş nafaka kararlarını da etkileyerek mevcut alacaklıların hakkını 1 yıl ile sınırlayabileceğini iddia ediyor; bu iddia resmî taslak metninde teyit edilmemiştir | SPEKÜLATİF |
Rakamlarla Mevcut Nafaka Uygulaması
Kadın hakları savunucusu EŞİK'in paylaştığı verilere göre, ortalama yoksulluk nafakası 1.179 TL olup 2026 asgari ücretinin yüzde 4,2'sine karşılık gelmektedirBELGELENMİŞ. Farklı bir kaynakta tüm nafaka türleri için mahkemelerce hükmedilen ortalama tutarın 370 TL civarında olduğu, en yaygın nafaka türünün ise çocuklara bağlanan iştirak nafakası (%69,73) olduğu aktarılmaktadır. Bu veriler, kamuoyunda sık dile getirilen "yüksek meblağlı ömür boyu nafaka" algısının istisnai, yüksek profilli davalardan (ünlü kişilerin boşanmaları gibi) genellenmiş olabileceğine işaret etmektedirKISMEN DOĞRULANMIŞ.
Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi: Reform mu, Uygulama Tartışması mı?
2002'den bu yana yasal mal rejimi olan "edinilmiş mallara katılma rejimi" (TMK m.218-241), evlilik birliği içinde edinilen malların eşler arasında eşit paylaşılmasını öngörmektedirBELGELENMİŞ. Araştırmamız kapsamında, bu temel rejimi kökten değiştiren, TBMM gündemine girmiş ayrı ve müstakil bir "mal paylaşımı reform yasası"na rastlanmamıştırBELGELENMİŞ. Mal paylaşımı alanındaki güncel gelişmeler, doğrudan bir rejim değişikliğinden çok, 12. Yargı Paketi'nin boşanma usulünü yeniden düzenleyen maddeleri üzerinden dolaylı olarak etkilenmektedir.
12. Yargı Paketi'nin Mal Paylaşımına Dokunan Yönü: İki Aşamalı Boşanma Modeli
Taslakta yer alan en dikkat çekici usul değişikliği, boşanma sürecinin iki aşamaya bölünmesidir: ilk aşamada boşanma ve velayet kararının hızla kesinleşmesi, nafaka-tazminat-mal paylaşımı gibi mali uyuşmazlıkların ise ayrı bir ikinci aşamada görülmesi öngörülmektedirKISMEN DOĞRULANMIŞ. Bu model teorik olarak boşanma kararının hızlanmasını sağlarken, mali uyuşmazlıkların ayrı bir dava sürecine kayması nedeniyle mal paylaşımı ve nafaka konusundaki toplam belirsizlik süresinin uzayabileceği de hukukçular tarafından not edilmektedir.
Zorunlu Aile Arabuluculuğu Tartışması
Pakette yer alan bir diğer başlık, boşanma ve mal paylaşımı uyuşmazlıklarında arabuluculuk mekanizmasının teşvik edilmesi veya zorunlu hale getirilmesidirKISMEN DOĞRULANMIŞ. Kadın örgütleri, İstanbul Sözleşmesi'nden çekilme sonrası da yürürlükte kalan 6284 sayılı Kanun'un şiddet mağduru kadının faille müzakereye zorlanmasını yasakladığını hatırlatarak, arabuluculuk ofislerinin şiddet içeren dosyalarda adres gösterilmesine itiraz etmektedir. Buna karşılık düzenlemenin savunucuları, arabuluculuğun mahkemelerin iş yükünü azaltacağını ve tarafların anlaşmalı çözümünü hızlandıracağını öne sürmektedirSPEKÜLATİF — her iki pozisyon da bu raporun kaleme alındığı tarihte ampirik olarak sınanmamıştır.
Sayılarla Evlilik, Boşanma ve Doğurganlık
Reformun toplumsal etkisini değerlendirebilmek için öncelikle mevcut eğilimin büyüklüğünü ortaya koymak gerekir. Aşağıdaki veriler TÜİK'in resmî Evlenme ve Boşanma İstatistikleri ile doğurganlık hızı yayınlarına dayanmaktadırBELGELENMİŞ.
Reformun Evlilik Kararı Üzerindeki İki Yönlü Etkisi
Motografi MSAB, alan yazınında ve kamuoyu tartışmasında öne sürülen argümanları sistematik olarak iki eksende topladı: reformun evliliği kolaylaştırıcı olması beklenen unsurlar ve zorlaştırıcı/caydırıcı olması beklenen unsurlar. Bu ayrım, tarafların kendi savundukları pozisyonları yansıtmaktadır; Motografi bu noktada bir taraf tutmamakta, argümanları kaynağıyla birlikte aktarmaktadır.
Kolaylaştırıcı Olması Beklenen Unsurlar
- Öngörülebilirlik artışı: Nafaka süresinin evlilik süresiyle ilişkilendirilmesi, potansiyel eşler için "sınırsız mali risk" algısını azaltabilir; bu, özellikle yüksek gelirli bekâr erkekler arasında dile getirilen bir evlenmeme gerekçesidir.
- Adalet algısında iyileşme: Kısa süreli evliliklerde uzun yıllar nafaka ödeme zorunluluğunun "mağduriyet" olarak algılanması, reform sonrası bu algının azalmasıyla evlenme kararına dair çekincelerin bir kısmını hafifletebilir.
- Boşanma sürecinin (birinci aşamada) hızlanması: İki aşamalı model, tıkanmış evliliklerde ayrılma kararının hızlanmasını sağlayarak dolaylı biçimde "yeniden evlenme" olasılığını artırabilir.
- Devlet teşvik paketleriyle eşzamanlılık: "Aile Yılı" kapsamındaki evlilik ve doğum destek ödemeleriyle birlikte değerlendirildiğinde, bütüncül bir teşvik algısı oluşabilir.
Zorlaştırıcı/Caydırıcı Olması Beklenen Unsurlar
- Ekonomik güvence kaybı endişesi: Kadın örgütleri, nafaka hakkının sınırlandırılmasının kadınların şiddet ve ekonomik güvencesizlik karşısında daha kırılgan hale gelmesine yol açacağını, bunun da evlilik dışı birliktelik veya evlilikten kaçınma eğilimini güçlendirebileceğini savunuyor.
- Güven erozyonu ve kutuplaşma: Reformun torba yasa yöntemiyle, yeterince tartışılmadan yasalaştırılmaya çalışılması, tarafların (kadın örgütleri, barolar) kuruma güvenini zayıflatarak toplumsal kutuplaşmayı derinleştirmektedir; kutuplaşmış bir tartışma ortamının evlilik kararını teşvik etmesi beklenmez.
- Mali sürecin uzaması riski: İki aşamalı boşanma modelinde mal paylaşımı ve nafakanın ayrı bir davaya kayması, toplam belirsizlik süresini kısaltmak yerine uzatabilir; bu da evlilik/boşanma sürecine dair genel güvensizliği artırabilir.
- Zorunlu arabuluculuğa yönelik çekince: Şiddet mağduru kadınların faille müzakereye zorlanabileceği endişesi, evlilik kurumunun "güvenli çıkış yolu" algısını zayıflatabilir.
- Yapısal/ekonomik faktörlerin baskınlığı: Konut fiyatları, gelir belirsizliği, enflasyon ve kuşak değeri değişimi gibi faktörler, hukuki düzenlemelerden bağımsız olarak evlilik kararını zaten geciktirmektedir; hukuki reform bu yapısal baskıyı gidermemektedir.
Kamuoyu Söyleminde "Nafaka Korkusu" Argümanı
Medyada sık tekrarlanan "maddi durumu iyi bekâr erkeklerin süresiz nafaka korkusuyla evlenmekten kaçındığı" argümanı, büyük ölçüde anekdotal gözlemlere ve yüksek profilli ünlü boşanma davalarına dayanmaktadırSPEKÜLATİF. Buna karşılık, Kadın Dayanışma Vakfı'nın dosya incelemesine dayanan raporu, incelenen boşanma dosyalarının büyük bir bölümünde (yaklaşık %83) kadına yönelik şiddet iddiası bulunduğunu ve bu dosyalarda kadınların çoğu zaman nafaka talebinden vazgeçtiğini veya hiç talep etmediğini ortaya koymaktadırBELGELENMİŞ. Bu iki bulgu bir arada değerlendirildiğinde, "nafaka korkusu" söyleminin evlenmeme kararındaki ağırlığı ile fiili nafaka uygulamasının gerçek boyutu arasında bir orantısızlık olduğu görülmektedir.
Yasa Metninden Bağımsız Bir Katman: Algı ve Söylem
Reformun nihai içeriğinden bağımsız olarak, forumlarda, köşe yazılarında ve sosyal medyada dolaşan bir "endişe söylemi" bulunmaktadır. Bu bölüm, bu söylemi bir kamuoyu araştırması veya anket verisi olarak değil, kendi başına bir sosyolojik olgu olarak ele almaktadır: yasa ne derse desin, insanların yasa hakkında ne düşündüğü de evlilik kararını etkileyen ayrı bir değişkendir.
"1 Gün Evlilik, 5 Yıl Nafaka" İddiası: Kaynak Karşılaştırması
Kamuoyunda ve sosyal medyada sıkça dolaşan bir iddia, yeni düzenlemenin kısa süreli evliliklerde dahi çok uzun nafaka yükümlülüğü doğuracağı yönündedir. Bu iddiayı, Bölüm 2'de incelediğimiz taslak metinler ve haber kaynaklarıyla karşılaştırdık:
| Kamuoyu Söylemi | Taslak Metin / Kaynaklarda Yer Alan İçerik | Değerlendirme |
|---|---|---|
| "1 gün evli kalan kişi 5 yıl nafaka alacak" | İncelenen taslaklarda nafaka süresinin evlilik süresiyle orantılı/kademeli olması öngörülüyor (ör. 2 yıl evliliğe 3 yıl, 10 yıl evliliğe 10 yıl gibi modeller tartışılıyor); bazı metinlerde asgari 5 yıllık bir taban öneriliyor, ancak bu "1 günlük evliliğe otomatik 5 yıl" anlamına gelmiyor | BELGELENMİŞ ÇELİŞKİ |
| "Borçlar artık kadın-erkek ayrımı olmadan paylaşılacak" | Mevcut Medeni Kanun uygulamasında evlilik birliği içinde yapılan borçlar zaten büyük ölçüde ortak kabul ediliyor; bu, yeni getirilen bir hüküm değil, var olan bir ilkenin daha görünür hale gelmesi olarak okunabilir | KISMEN DOĞRULANMIŞ |
"Erkeğin Hukuki Korumasızlığı" Söylemi
Bu söylemin arkasında gerçek ve uzun süredir dile getirilen bir hoşnutsuzluk zemini bulunmaktadır. Boşanmış babaların bir araya gelerek düzenlediği eylemlerde "çocuklarımız babalı yetim büyüyor" ifadesi kullanılmış ve velayet uygulamasına yönelik tepki dile getirilmiştirBELGELENMİŞ. Aile hukuku alanında çalışan bir avukat, 6284 sayılı Kanun kapsamındaki uzaklaştırma kararlarının kadın-erkek ayrımı gözetmeksizin uygulanması gerektiğini, ancak toplumsal nedenlerle mahkemelerin bu kararları erkekler lehine nadiren verdiğini belirterek "gizli mağdur babalar giderek artıyor" değerlendirmesini yapmıştırBELGELENMİŞ. "Ortak velayet" kavramının Türk hukukunda henüz yasal bir altyapıya kavuşmamış olması da bu tartışmanın güncel bir boyutu olarak öne çıkmaktadırKISMEN DOĞRULANMIŞ.
Ekonomik Yük Algısı: Evlenmenin de Boşanmanın da Maliyeti
Reform tartışmasından bağımsız olarak, 2026 itibarıyla boşanma sürecinin doğrudan maliyeti de kamuoyu algısını besleyen somut bir unsurdur: Türkiye Barolar Birliği'nin tavsiye niteliğindeki ücret tarifesine göre çekişmeli boşanma davası avukatlık ücreti 228.200 TL, anlaşmalı boşanma davası ücreti ise 114.100 TL olarak belirlenmiştir; buna mahkeme harçları ve bilirkişi giderleri dahil değildirBELGELENMİŞ. Çekişmeli davaların 1 ila 3 yıl sürebilmesi, bu maliyetin zamana yayılarak büyümesine yol açmaktadır. Forum ortamlarında dile getirilen "evlilik masrafı bir yana, bir de nafaka/dava masrafı ayrı bir yük" değerlendirmesi, bu resmî ücret tarifeleriyle örtüşen, somut bir mali gerçekliğe dayanmaktadırKISMEN DOĞRULANMIŞ — ancak bu maliyet yapısı yeni reformun bir sonucu değil, mevcut yargı sisteminin hâlihazırdaki işleyişinin bir parçasıdır.
MSAB Değerlendirmesi
Kamuoyunda dolaşan endişe söylemi, çoğu zaman mevzuatın gerçek içeriğinden daha karamsar bir tablo çizmektedir (bkz. "1 gün — 5 yıl" örneği). Ancak bu söylemin altında, gerçek ve belgelenmiş bir hoşnutsuzluk zemini (velayet uygulaması, dava maliyetleri, hukuki korunma algısındaki asimetri) de bulunmaktadır. Bir yasanın metninin "adil" olması ile toplumun o yasayı "adil algılaması" farklı şeylerdir; evlilik kararını etkileyen, çoğunlukla ikincisidir. Bu nedenle, yasanın nihai metni ne olursa olsun, mevcut güven zedelenmesinin kendisi başlı başına evlilik eğilimini olumsuz etkileyen bir faktördürSPEKÜLATİF.
Neden "Artış Değil, Yine Düşüş" Bekliyoruz
Motografi MSAB'ın değerlendirmesine göre, nafaka ve mal paylaşımı alanındaki çerçeve reformların yürürlüğe girmesi, evlilik sayılarında, nüfus artışında ve doğum oranlarında bir tersine dönüşe değil, mevcut düşüş eğiliminin devam etmesine yol açması daha olasıdır. Bu değerlendirme dört gerekçeye dayanmaktadır:
1. Hukuki reform, yapısal ekonomik itici güçleri değiştirmiyor
TÜİK verileri, evlenme yaşının 2001'den bu yana kesintisiz yükseldiğini göstermektedir; bu eğilimin temel sürükleyicisi konut erişilebilirliği, gelir istikrarsızlığı ve yaşam maliyetleridir. Nafaka/mal paylaşımı reformu bu ekonomik değişkenlere doğrudan müdahale etmemektedirKISMEN DOĞRULANMIŞ.
2. Reform sürecinin kendisi belirsizlik ve güvensizlik üretiyor
Torba yasa yöntemi, kamuoyu tartışmasının çok sesli ve kutuplaşmış geçmesi ile taslak metnin defalarca değişmesi, evlenmeyi düşünen bireyler için "hangi kurallar geçerli olacak" belirsizliğini artırmaktadır. Belirsizlik dönemlerinde büyük yaşam kararlarının (evlilik gibi) ertelenmesi, sosyolojik literatürde sıkça gözlemlenen bir davranıştırSPEKÜLATİF.
3. Karşıt taraflar için reform "kazanç" değil "kayıp" olarak çerçeveleniyor
Kadın örgütleri reformu bir hak kaybı, bazı erkek hakları savunucuları ise mevcut taslağı yetersiz bir iyileştirme olarak sunmaktadır. Her iki taraf da düzenlemeyi "evliliği teşvik eden" bir adım olarak değil, "mevcut sorunları çözmeyen" bir müdahale olarak tanımlamaktadır — bu da toplumsal güven inşasını zayıflatmaktadırKISMEN DOĞRULANMIŞ.
4. Karşılaştırmalı deneyim: hukuki reformlar tek başına doğurganlığı artırmıyor
Türkiye'nin de içinde bulunduğu düşük doğurganlıklı ülkeler grubunda (güney ve doğu Avrupa örnekleri dahil), aile hukuku reformlarının tek başına doğurganlık ya da evlilik oranlarını yükselttiğine dair güçlü bir ampirik örnek bulunmamaktadır; doğrudan mali teşvik (çocuk parası, konut desteği) ve kreş/bakım hizmetlerine erişim gibi faktörlerin etkisi literatürde daha güçlü şekilde raporlanmaktadırSPEKÜLATİF.
Reform, Tartışmayı Yeniden Açtı; Eğilimi Henüz Değiştirmedi
Nafaka ve mal paylaşımı alanındaki çerçeve reformlar, Türkiye'nin aile hukuku sistemi açısından gerçek ve önemli değişikliklerdir; ancak bu reformların evlilik, nüfus artışı ve doğum oranlarını doğrudan tersine çevirecek bir "sihirli değnek" olduğuna dair kanıt bulunmamaktadır. Motografi MSAB'ın değerlendirmesi, reformun bazı bireyler için evlenme kararını kolaylaştırırken bazı bireyler (özellikle kadınlar) için ekonomik güvence endişesini artırdığı; net etkinin ise mevcut yapısal ekonomik ve toplumsal baskılar karşısında marjinal kalacağı yönündedir. Bu nedenle 2026 sonrası döneme ilişkin en olası senaryo, evlilik ve doğurganlık oranlarında bir artış değil, düşüşün farklı bir hızda da olsa sürmesidir.
Kaynaklar
- Motografi Sosyolojik Araştırmalar Birimi (MSAB), Üç Katmanlı Kanıt Sınıflandırma Metodolojisi ve kurumun aile hukuku/demografi alanındaki önceki yayınları, motografi.org.
- Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Evlenme ve Boşanma İstatistikleri, 2025, veriportali.tuik.gov.tr.
- Bloomberg HT, "Boşanma hızı 25 yılın zirvesinde", 24 Şubat 2026.
- Habertürk Hayat, "TÜİK istatistikleri ile Türkiye'de evlenme ve boşanma oranı 2025", 24 Şubat 2026.
- Bigpara/Hürriyet, "Cumhurbaşkanı Erdoğan dikkat çekmişti, TÜİK açıkladı: Düşüş sürüyor", 2026.
- Üsküdar Üniversitesi Haber, "2025 Aile Yılı ilan edildi... Evliliğin önündeki tek engel maddiyat mı?".
- Perspektif Online, Tarık Tuncay, "2025'in Sonunda Aile ve Nüfusumuzun Z Raporu", 29 Aralık 2025.
- Rapor Bülteni, "111. Sayı: TÜİK Evlenme ve Boşanma İstatistikleri", Substack.
- Av. Çağrı Ayboğa, "Süresiz Nafaka İptal Edildi! AYM Kararı Sonrası Ne Olacak?", ayboga.av.tr, Haziran 2026.
- Av. Talha Yayla, "Son Dakika: AYM Süresiz Nafakayı İptal Etti!", talhayayla.av.tr, Haziran 2026.
- Av. Hakan Mert, "Süresiz Nafaka Kalkıyor mu? Yeni Nafaka Yasası 2026", hakanmert.av.tr.
- Av. Halil Kaan Emektar, "Süresiz Nafaka 2026", halilkaanemektar.av.tr.
- Av. Emre Sobay, "Süresiz Nafaka Kaldırıldı mı? 2026 Yeni Yasa Durumu", emresobay.av.tr, Ocak 2026.
- Av. Arb. Alperen Karakuş, "2026 Yılında Süresiz Nafaka Kalkacak Mı?", alperenkarakus.av.tr, Ocak 2026.
- Av. Mete Şahin, "2026 Süresiz Nafaka Yasasında Son Durum", avukatmetesahin.com, Nisan 2026.
- Av. Ahmet Alkan, "12. Yargı Paketi Maddeleri ve Son Durum", ahmetalkan.av.tr, Haziran 2026.
- Bianet, "Kadın örgütleri 12. Yargı Paketi'ne karşı 20 kentte eylemde", 12 Haziran 2026.
- Evrensel, "Didim Kadın Platformundan 12. Yargı Paketine tepki", Haziran 2026.
- Kadın İşçi, "'12'nci Yargı Paketi'ne topyekûn karşıyız'".
- Haberler.com, "Barolardan 12. Yargı Paketi'ne sert tepki", Haziran 2026.
- Mor Dayanışma / Halk TV, "12. Yargı Paketi'nde Neler Var? Kadınlar Neden İtiraz Ediyor?", Haziran 2026.
- Evrensel, "Nafaka ile erkekler perişan, kadınlar lüks içinde mi? 7 soruda merak edilenler" (Kadın Dayanışma Vakfı raporu aktarımı).
- Öner Hukuk Bürosu / Av. Yaşar Öksüz / Av. Hilal Beşevli Uğurlu / Maya Hukuk Bürosu, edinilmiş mallara katılma rejimi ve mal paylaşımı üzerine hukuki bilgilendirme metinleri, 2025-2026.
- Sözcü, "Boşanmalarda Asıl Mağdur Erkekler mi?", avukat röportajı, sozcu.com.tr.
- CNN Türk, "Boşanmış Babalar Sokağa Çıktı", cnnturk.com.
- Kadim Hukuk ve Danışmanlık, "Boşanırken Borçlar Ortak Mı?", kadimhukuk.com.tr.
- Av. Fatih Tahancı, "Boşanma Davası Avukatlık Ücreti ve Mahkeme Masrafları 2026", tahanci.av.tr, Ocak 2026.
- KizlarSoruyor.com, "Erkeklerin çoğu neden evlenmekten korkuyor?" ve ilgili forum tartışmaları (kamuoyu söylemi örneği, bilimsel veri değildir).