Faizin dinlerce neden yasaklandığı, ekonomiye ve topluma yüklediği maliyet ve devletlerin her yıl faize aktardığı kaynağın, yoksulluğu bitirmenin maliyetiyle karşılaştırılması.
Bu rapor faizi hedef alır ve üç soruya yanıt arar: Faiz neden dinlerin ortak çekirdeğinde yasaklanmıştır? Faiz, borçluya ve topluma hangi bedeli yükler? Devletlerin faize aktardığı kaynak, yoksulluğu bitirmenin maliyetiyle kıyaslandığında nasıl bir ölçek ortaya çıkar?
Aristoteles parayı "kısır" sayar ve faizi doğal olmayan bir artış olarak eleştirir. Tevrat (Çıkış 22, Levililer 25, Tesniye 23) kardeşe faiz almayı yasaklar. Hristiyanlıkta I. İznik Konsili (325) din adamlarına faizi yasaklamış, sonraki konsiller ve Aquinas'ın "para bir değişim aracıdır" argümanıyla yasak laiklere de yayılmıştır. Reformasyon sonrasında ticari faiz giderek meşrulaşmıştır.
Kur'an, ribayı Bakara 275–279'da açıkça yasaklar; Âl-i İmrân 130 katlanarak artan faizi, Rûm 39 ise ribanın Allah katında artmayacağını bildirir. Bakara 279–280, anaparanın korunmasını ve zor durumdaki borçluya süre tanınmasını emreder. Hadislerde ribayı alanla verenin, yazanla şahitlik edenin birlikte sorumlu tutulduğu bildirilir.
İslam hukukunda riba, yalnızca tefecilikle sınırlı bir kural değil, her düzeyde geçerli bir ilke olarak okunur. Bu raporun teolojik tezi, ilkenin beş katmanda birlikte uygulanması gerektiğidir:
Mutlak yasaklar tarih boyunca ya sözleşmesel çözümlerle (Yahudi hukukunda heter iska, ortaçağ Avrupa'sında çeşitli ortaklık biçimleri) aşılmış ya da kredi arzını daraltmıştır. Bu nedenle yasağın etkisi, yalnızca hükmün kendisine değil, yerine konan kurumlara bağlıdır.
Faiz tek bir "sömürü payı" değil, dört bileşenin toplamıdır: paranın zaman değeri (bugünkü tüketimi ertelemenin bedeli), risk primi (temerrüt olasılığı), beklenen enflasyon ve işlem maliyeti. Faizsiz sözleşmelerde (murabaha marjı, kira, kâr payı) bu bileşenler ortadan kalkmaz, başka adlarla fiyatlanır.
İslami finans literatürünün temel eleştirisi tam bu noktadadır: Faiz, getirisi önceden sabitlenmiş bir hak talebi yaratır ve zararı borçluya yükler. Faizsiz modelin ilkesi ise getirinin gerçek ekonomik faaliyetteki kâr ve zarara bağlanmasıdır. Kesirli rezerv, para yaratımı ve devlet garantili bankacılık eleştirileri ise faiz yasağından ayrı, para sisteminin tasarımına ilişkin tartışmalardır.
OECD ülkelerinde devlet faiz ödemeleri 2024'te GSYH'nin %3,3'üne ulaşmış ve savunma harcamasını aşmıştır. Aşağıdaki grafikler, ülke bazında karşılaştırılabilir en güncel veriyi gösterir.
UNCTAD'ın "A World of Debt 2025" raporuna göre gelişmekte olan ülkeler 2023'te rekor düzeyde 921 milyar $ net faiz ödemiş, 61 ülkede faiz ödemesi kamu gelirinin %10'unu aşmıştır. Küresel kamu borcu 2024'te 100 trilyon $'ı geçmiştir.
2026 merkezi yönetim bütçesinde faiz giderleri için 2 trilyon 741 milyar TL ödenek ayrılmış; bu tutar bütçenin yaklaşık %14,5'ine karşılık gelmektedir. Ocak–Nisan döneminde ödenen faiz 1 trilyon 133,7 milyar TL'ye ulaşmıştır.
Sahoo ve Blumenstock'un makine öğrenmesiyle hedefli nakit transferi modeli, günlük 2,15 $ çizgisinde aşırı yoksulluğu yaklaşık ortadan kaldırmanın maliyetini yılda 318 milyar $ (küresel GSYH'nin %0,3'ü) olarak hesaplar. Dünya Bankası'nın yeni 3,00 $ çizgisinde maliyet %64 artar; bu da yaklaşık 520 milyar $ eder (hesaplama tarafımızdan yapılmıştır).
Spekülatif düzeydeki önermeler, doğrulanmış veri olarak değil, kabul edilebilir çalışma hipotezi olarak sunulur: veriyle çelişmezler, teolojik ilkeyle ve gözlenen ölçekle uyumludurlar, ancak henüz ampirik olarak kanıtlanmamışlardır.
| İddia | Düzey | Gerekçe |
|---|---|---|
| Kamu faiz ödemeleri aşırı yoksulluğu bitirme maliyetinin kat kat üzerindedir. | Belgelenmiş | UNCTAD, CBO ve OECD verileri ile Sahoo-Blumenstock tahmininin doğrudan karşılaştırması. |
| Faize giden paranın tamamı yoksulluğu giderecek biçimde yeniden yönlendirilebilir. | Spekülatif · Kabul edilebilir | Faiz geliri emeklilik fonlarına, bankalara, yabancı yatırımcılara akar; mevcut borç sözleşmeleri ve anapara yükümlülükleri ortadan kalkmaz. Aktarım mekanizması tanımlanmış değildir. |
| Mutlak faiz yasakları tarihsel olarak delinmiş veya kredi arzını daraltmıştır. | Belgelenmiş | Heter iska, ortaçağ ortaklık sözleşmeleri, kayıt dışı kredi piyasaları. |
| İslami finans finansal kapsayıcılıkla pozitif ilişkilidir. | Kısmen doğrulanmış | Bazı çalışmalar ilişki bulur; sektör konvansiyonel bankacılığa göre küçüktür ve "faizsizlik tek başına büyüme sağlar" sonucu güçlü biçimde kanıtlanmamıştır. |
| Faizsiz bir dünyada ürün pazarlığı ve sosyal bağlar güçlenirdi. | Spekülatif · Kabul edilebilir | Karşı-olgusal senaryodur; ölçülebilir bir veriyle test edilememektedir. |
Faiz yasağı, yoksulu koruma ve karşılıksız artışı engelleme amacı taşır. Bugünkü veriler bu gerekçeyi güçlendirmektedir: faiz, bütçelerde savunmayı, bazı ülkelerde yatırımı aşan bir kalemdir; riski borçluya yıkar, geliri sermayede toplar ve borcu büyütür. Teolojik ilke ile ekonomik ölçeğin birleştiği sonuç şudur: faiz, ölçülebilir bir toplumsal maliyettir ve riskin adil paylaşıldığı modellerle değiştirilmesi gerekir.
Tüm dünya ülkelerinin yıllık toplam faiz ödemesini veren tek bir güncel ve ülke bazlı veri seti bulunmamaktadır. Bu raporda ülke bazlı veri OECD kapsamındadır; gelişmekte olan ülkeler toplu (UNCTAD) olarak verilmiştir. Hanehalkı ve şirket faizleri kapsam dışıdır. Bu nedenle verilen toplamlar, küresel faiz yükünün alt sınırıdır.