Hizmet Değil, Sorun Üreten Belediyecilik
Bir şehrin nabzı, çalışan asansörlerinde, akan musluklarında ve yamalı olmayan yollarında atar. İstanbul’da ise nabız ölçümü artık daha basit: Durağa in, merdiven çalışmıyorsa doğru yerdesin.
İBB’nin son yıllardaki performansını anlatmak için uzun raporlara gerek yok. Bir metro istasyonunda beş dakika beklemek yeterli. Asansör “arıza”da, yürüyen merdiven “bakım”da, vatandaş ise her zamanki gibi “sabır”da. Hizmetin sürekliliği değil, arızanın kalıcılığı kurumsallaşmış durumda.
Ulaşım zamları ise başlı başına bir ironi. Hizmet azalıyor, fiyat artıyor. Otobüs gelmiyor ama bilet pahalı; metro çalışmıyor ama zam çalışıyor. Belediyecilik tarihinde nadir görülen bir başarı bu: Hizmet sunmadan maliyet artırmak. Ekonomik deha desen değil, sosyal belediyecilik hiç değil.
Yollar deseniz, İstanbul’un haritası artık asfaltla değil, çukurlarla okunuyor. “Yenilendi” denilen yollar birkaç ay sonra tekrar kazılıyor. Aynı sokak, aynı çukur, farklı ihale. Süreklilik burada var işte. Vatandaş arabasını değil, hafızasını zorluyor: “Bu çukur geçen sene de burada mıydı?”
Yolsuzluk iddiaları ise tüm bu tablonun üzerine serpiştirilmiş ağır bir sis gibi. Şeffaflık vaadiyle gelen yönetim, sis makinelerini fazla sevmiş olmalı ki, hesap soran da, cevap arayan da yolunu bulamıyor. Sorular çok, cevaplar genellikle yuvarlak.
Ve işin en ironik tarafı: İstanbul’da yaşanan bu tabloya bakıp “en azından başka şehirler…” demeye hazırlanırken, Ankara’dan gelen susuzluk haberi. Musluklar kuru, açıklamalar bol. Hizmet sorunu artık yerel değil, kronik. Büyükşehirler yarışıyor: Kim daha az hizmetle daha çok sorun üretecek?
Belediyecilik, ideolojik sloganlarla değil; akan suyla, çalışan merdivenle, makul fiyatlı ulaşımla ölçülür. Bugün gelinen noktada ölçüm sonucu nettir: İBB hizmet üretmiyor, sorun biriktiriyor. Ve bu sorunlar artık halının altına sığmıyor; sokakta, durakta, istasyonda, musluk başında karşımıza çıkıyor.
Vatandaşın beklentisi büyük projeler değil, basit işlerdi. Ama görünen o ki, en basiti bile “ileri tarihli vaat”e dönüşmüş durumda. Şehir yürüyor belki ama merdivenler hâlâ yerinde sayıyor.
Murat Akan