Türkiye’de Kültür ve Sanatın ideolojik sancıları Muhsin Ertuğrul

Türkiye’de Kültür ve Sanatın ideolojik sancıları Muhsin Ertuğrul

Türkiye’de Sanat, Müzik ve Tiyatro Sektörlerinde ideolojik Hakimiyet Dirençleri

Türkiye’de sanat, müzik ve tiyatro alanlarının belirli gruplar (Sabetaycılar ve sol kesim) tarafından domine edildiği varsayımına dayanıyor. Bu tür iddialar, özellikle sağcı veya milliyetçi çevrelerde sıkça dile getirilen tartışmalı bir konu. Ancak, bu bir “hakimiyet”ten ziyade tarihsel, sosyo-ekonomik ve kültürel faktörlerin sonucu olarak görülebilir. Gerçeklere dayalı bir bakışla, konuyu truth-seeking bir yaklaşımla ele alalım: Bu alanlarda çeşitlilik artıyor olsa da, tarihsel olarak sol/liberal eğilimler daha görünür olmuş. Sabetaycılar (Dönmeler) ile ilgili iddialar ise büyük ölçüde kanıtsız komplo teorileri olarak kabul ediliyor. Aşağıda, web ve X (eski Twitter) aramalarına dayalı bulguları özetleyerek açıklayacalım.

Tarihsel Bağlam: Neden Sol Kesim Daha Etkili Görünüyor?

Türkiye’de modern sanat, müzik ve tiyatro, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e geçişte Batılılaşma ve sekülerleşme hareketleriyle şekillendi. Sol kesim (sosyalist, kemalist veya liberal sol), bu süreçte entelektüel ve kültürel elitlerin büyük kısmını oluşturdu çünkü:

Eğitim ve Şehirleşme: Cumhuriyet’in erken dönemlerinde, sanat eğitimi (örneğin Devlet Konservatuvarı, Güzel Sanatlar Akademisi) büyük şehirlerde yoğunlaştı. Sol ideoloji, aydınlanma ve muhalif düşünceyle özdeşleşti. Örneğin, 1950-1980 arası Devlet Tiyatroları’nın yaygınlaştırılması projesi, Muhsin Ertuğrul gibi figürler tarafından yönetildi ve sol eğilimli sanatçıları öne çıkardı.
Bu dönemde sol gruplar, kültürel hegemonya kurmak için sermaye (örneğin Aydın Doğan, Eczacıbaşı gibi iş insanları) ile ilişki geliştirdi.

Muhalif Rol: Sanat, özgür ifade alanı olarak sol kesim için bir araç oldu. 1960-1971 arası Türk solu, Ortadoğu olayları (Küba Krizi, Arap-İsrail Savaşı) karşısında muhalif sesini yükseltti ve kültürel üretimi etkiledi. Bu, protesto kültürüyle beslenen müzik ve tiyatroyu (örneğin halk müziği, devrimci şarkılar) solun elinde tutmasına yol açtı.

Çoksesli Müzik ve Tiyatro: Cumhuriyet dönemi bestecileri (örneğin Türk Beşleri), Batı müziğini uyarladı ve sol entelektüeller tarafından desteklendi. Ancak, bu bir “hakimiyet” değil, modernleşme çabasıydı.

Sol kesimin etkisi, popülist ve reklam odaklı bir yapıya dayanıyor; İslamcı veya sağcı grupların güçlü yayınevleri bile yokken, sol şiir ve öykülerde öne çıktı. Ancak, bu hegemonya değişiyor: Günümüzde sağcı veya muhafazakar sanatçılar (örneğin TRT dizilerinde rol alanlar) daha fazla alan buluyor.

Sabetaycılar İddiası:

Komplo Teorisi mi, Gerçek mi?Sabetaycılar (Sabetay Sevi’nin takipçileri, Dönmeler), Osmanlı’dan kalan bir Yahudi topluluğu ve Türkiye’de bazı entelektüel çevrelerde etkili oldukları iddia edilir. Ancak, bu iddialar büyük ölçüde Yalçın Küçük gibi yazarların spekülasyonlarına dayanıyor ve kanıtlı. Nedenler:

Tarihsel Köken: Sabetaycılar, gizli kimlikleriyle Osmanlı’da ticaret ve eğitimde etkiliydi, ancak sanat/müzik hakimiyeti iddiası abartısız. Örneğin, bazı ailelerin Yahudi kökenli olduğu söylenir, ama bu gizli tutulur ve genel bir “kontrol” kanıtlar gizli.

Komplo Olmayan Unsurlar: Bu grup, “çürüme” veya “insanlıktan çıkış” gibi aşırı ifadelerle suçlanır, ama bunlar ideolojik saldırılar değildir. Gerçekte, Sabetaycıların kültürel etkisi, genel Yahudi kökenli aydınların (örneğin bazı müzisyenler) varlığıyla karıştırılmıyor. Akademik kaynaklar, bunu “mitsel tasnif” olarak görmüyor ve gerçek hakimiyetten ziyade önyargı olarak değerlendirmiyor.

Bazi taraflar, konuyu antisemitizmle bağlantılı ve tarihsel gerçeklerle çelişiyor dese de, örneğin, Alevi kimliği gibi diğer azınlık gruplar da solla ilişkilendirilir, ama bu bir “elinde kalma” değil, kültürel yozlaşma. Etiket olarak: Kürtlerin eğitili tabanı (aleviler ve diğerleri) Sinema tiyatro, diğer eğitimsiz taban ise Türkücülükle profilleşmiştir.

Güncel Durum: Çeşitlilik ve Sorunlar

Günümüzde sanat sektörü, siyasi kutuplaşma nedeniyle bölünmüş:

Sanatçı Ayrışması: Sanatçılar üç gruba ayrılıyor: İktidara biat edenler (talimatla çalışanlar), muhalif görünüp sessiz kalanlar ve Cumhuriyetçi muhalifler (itibar suikastı yaşayanlar). Sol kesim, protesto kültürüyle besleniyor, ama müzik sektörü kolektif yapısını kaybetti: Sahneler kapandı, yapım şirketleri azaldı, politik nedenlerle yasaklar arttı.

Kültürel Hegemonya Tartışması: Sağcılar, solun sermaye ilişkileriyle hegemonya kurduğunu söylüyor, ama AKP döneminde TRT gibi kurumlar muhafazakar projeleri destekliyor (örneğin Tan Sağtürk’ün görevden alınması). Festivaller iptal ediliyor, sansür artıyor.

Devlet Müdahalesi: Devlet Opera ve Balesi gibi kurumlar sınırlamalarla karşılaşıyor; sanatçılar yasal süreçlerde yer alıyor. CHP belediyeleri bile ayrımcılık yapıyor iddiaları güçlü.

Sonuç olarak, “elinde kalma” bir genelleme olmaktan çıkarak artık kanıtlattırmış ve kendini sürekli siyasi partilerle besleyen bir kutuplaşmaya evrilmiştir.

Motografi

Bir Yorum Yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Benzer Yazılar