Çumra’nın Taze Ekmek Kokulu Günleri ve İçimizden Bir Bakan
Çumra’nın Taze Ekmek Kokulu Günleri ve İçimizden Bir Bakan
Şehri uyandıran kuş sesleri,
Çarşamba Çayı’nın yaz sıcağında nefes veren serinliği,
Haftada bir gelen, en çok izlenen Cüneyt Arkın ve Ferdi Tayfur filmleri…
İzzet Bey Mahallesi’ne sinen taze ekmek kokusu gibi güzel günlerdi. Çumra’ya ilham veren muhabbetin inceliği…
Henüz evler tost makinesiyle tanışmamıştı. Tostçu Yaşar’ın elinden tost yemenin lezzeti başka türlüydü…Utangaç, bir o kadar masum; kız kıza dansların edildiği nişan zarafeti… Namusun kanaviçe misali işlendiği yıllar… Mustafaların, Receplerin ayakkabılarının üstüne basıp, yıllar sonra arkalarında binlerce insanın yürüyeceğini bilmeden Bardakçı Mahallesi’ne göçmen sevdaları bıraktığı yıllar… Bayramlarda kurulan panayırlar, at arabasından dört çeker’e uzanan umutlar…
Güngör Bayrak güzelliğinde Yeşilçam’a bağlanan umutlar… Her gün yeni bir güzelliğin dekorunu kurardı Çumra. Onun için Çumra, her çocuğun hayalinde müstesna bir yer tutar. O dönemin çocukları, teknolojinin olmadığı yokluk yıllarında; zengin bir muhabbetin, dört dörtlük yaşandığı bir iklimin içinde büyümüştür.
Sayın Bakan Mustafa Çiftçi de bu özlemle Çumra sokaklarını yürümüştür. Diğer Konyalı bakanların aksine, bu şehirde mazisi olan bir bakandır. Çumra ziyaretini yakından takip ettim. Bir yandan çocukluğunun geçtiği sokaklara özlemle bakarken, bir yandan da eski dostlarını ve çocukluğunu arıyordu gözleri. Abartılı bir güvenlik çemberi istememişti; aksine insanları yürürken yanına alıyor, fotoğraf çektirirken hâl hatır sormayı ihmal etmiyordu.
Çoğu siyasette görülen kibirden zerre eser yoktu. Onun için her görüşten insan, Sayın Bakanı bağrına bastı.Yani konu içimizden biri olunca ve o kişi samimi olunca; siyaset değil, memleket ön plana çıkıyor. Biz bunu gördük, Sayın Bakan ile maziye döndük.
Sayın Bakan inşallah yeni görevinde başarılı olur.
Bizim siyasetle işimiz olmaz. Özellikle bir eğitimci olarak ben, ülkelerin kaderini siyasetin değil, aydınlanmanın değiştireceğine inanırım. Onun için bu gezi de gündem olacak kadar kirli bir tezgâh değil; temiz bir yüzde sinmiş çocukluğumu gördüm.Keşke o günlerdeki gibi temiz kalabilsek…
İşte o zaman yine mevsim dört mevsim yaşanır.
İşte o zaman yine Recep Konuk, Mustafa Çiftçi gibi tarihe iz bırakan çocuklar doğar.
Ersal Özkan
