Mehdi İnancı Haktır; İnkâr Eden Bid‘at Ehlidir

Mehdi İnancı Haktır; İnkâr Eden Bid‘at Ehlidir
Tepki Ver

Mehdi’nin geleceği gerçeği ile “Mehdi beklentili olmak” aynı şey değildir. İtikad, ahir zamanda Peygamber Efendimiz’in (sallallahu aleyhi ve sellem) soyundan bir raşit halifenin ortaya çıkacağını, yeryüzünü adaletle dolduracağını haber verir. Bu inanç, Müslümanı tembelliğe, cihadı ve İslam’ın hâkimiyeti için gayreti ertelemeye sevk etmez. Bilakis her Müslüman, seferberlik halindeymiş gibi İslam’ın yeryüzüne hâkim olması için çalışmakla mükelleftir. Mehdiliği tembelliğin gerekçesi yapanlarla, onu salt tartışma konusu haline getirerek ümmeti oyalamaya çalışanların zararı aynıdır.

Fıkh-ı Ekber’de Kıyamet Alametleri ve Mehdi

İmam-ı A‘zam Ebu Hanife (rahimehullah)’ın el-Fıkhu’l-Ekber adlı eserinde şöyle buyurulur:

“Deccal’ın çıkması, Ye’cüc ile Me’cüc’ün çıkması, güneşin batıdan doğması, İsa aleyhisselamın gökten inmesi ve sağlam haberlerle geldiği üzere diğer kıyamet alametlerinin ortaya çıkması haktır, olacaktır. Allah dileyeni doğru yola sevk eder.”

Ye’cüc ve Me’cüc hakkında Allah Teâlâ şöyle buyurur:

“Nihayet Ye’cüc ve Me’cüc seddi açılıp da her tepeden saldırdıkları ve hak olan vaad yaklaştığı zaman, işte o vakit kâfir olanların gözleri hemen dikilecek.” (Enbiyâ, 21/96)

Güneşin batıdan doğması konusunda da şu ayet nazil olmuştur:

“Rabbinin mucizelerinden (kıyamet alametlerinden) biri geldiği zaman, evvelce iman etmemiş yahut imanında bir hayır kazanmamış olan kimseye o gün iman etmek hiçbir fayda vermez.” (En‘âm, 6/158)

İsa aleyhisselam hakkında ise şöyle buyurulur:

“İsa’nın inişi, kıyamet alametlerindendir.” (Zuhruf, 43/61)

“Yahudi ve Hıristiyanlardan hiç kimse yoktur ki, ölümünden evvel İsa’ya iman etmiş olmasın.” (Nisâ, 4/159)

Kıyamet kopacağı zaman Hz. İsa yeryüzüne inecek ve böylece bütün milletler gerçek anlamda İslam milleti olarak tek bir millet haline gelecektir.

Aliyyü’l-Kârî’nin Fıkh-ı Ekber Şerhi’nde Mehdi ile ilgili olarak şöyle denmektedir:

“İsa aleyhisselam gelmeden önce Mehdi, Mekke ve Medine haremlerinde ortaya çıkacak, sonra Kudüs’e gelecektir. Ondan sonra Deccal gelip onunla beraber bulunacaktır. İsa aleyhisselam da Dımeşk’te Doğu minaresinden inerek Deccal’i öldürmeye gelecek ve onu bir darbe ile öldürecektir… İsa aleyhisselam yeryüzüne inince tuz suda eridiği gibi Deccal da eriyip gidecektir. Bundan sonra İsa aleyhisselam Mehdi (radıyallahu anh) ile buluşacak. Namaz kılınacak; Mehdi, namazı kıldırması için İsa aleyhisselama işaret edecek, fakat İsa aleyhisselam ‘Bu namaz senin için kılınıyor’ diyerek mazeret belirtecek ve ‘Sen bu namazı kıldırmaya benden daha layıksın’ diyecektir. İsa aleyhisselamın Hz. Peygamber’in şeriatına uyduğu ortaya çıkması için Mehdi’ye uyacak ve böylece beraber namaz kılacaklardır.”

Nitekim Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) bu manaya şu şekilde işaret buyurmuşlardır:

“Eğer İsa aleyhisselam hayatta olsa, onun için bana uymaktan başkası caiz değildi.”

Bu manadaki rivayet, özellikle Musa aleyhisselam hakkında meşhurdur. Câbir bin Abdullah (radıyallahu anh) anlatıyor: Hz. Ömer, Ehl-i Kitap’tan bir kitapla gelip bazı şeyler yazmayı teklif edince Peygamberimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) kızarak şöyle buyurdu:

“Bu konuda şaşkınlık mı içindesiniz ey Hattab oğlu? Nefsim elinde olan Allah’a yemin ederim ki, eğer Musa hayatta olsaydı, bana uymaktan başka bir şey ona caiz olmazdı.”

(Ahmed b. Hanbel, Müsned; Dârimî, Sünen; Beyhakî, Şu‘abü’l-Îmân)

İbn Kesîr, Ebû Ya‘lâ’nın Müsned’inden naklettiği bir rivayette hem Musa hem İsa’nın geçtiğini kaydeder:

“Allah’a yemin ederim ki, eğer Musa ve İsa hayatta olsalardı, onlara bana uymaktan başka bir şey caiz olmazdı.”

Mana bakımından sahih kabul edilen bu rivayet, Peygamber Efendimiz’in (sallallahu aleyhi ve sellem) risaletinin evrenselliğini ve önceki peygamberlerin de (hayatta olsalar) ona tabi olmakla mükellef olduklarını vurgular. Allah Teâlâ bu noktayı şu ayetle açıklamaktadır:

“Hem Allah, vaktiyle peygamberlerden şöyle bir söz almıştı: Celalim hakkı için size Kitap ve hikmet verdim. Sonra size, beraberinizde getirdiğinizi tasdik eden bir peygamber geldiğinde mutlaka ona iman edeceksiniz ve her halde ona yardımda bulunacaksınız; bunu ikrar ettiniz mi? Ve bu ağır ahdimi üzerinize alıp kabullendiniz mi? buyurdu.” (Âl-i İmrân, 3/81)

Tayâlisî’nin Müsned’inde rivayet edildiğine göre İsa aleyhisselam yeryüzünde kırk sene kalacak, sonra ölecek; Müslümanlar cenaze namazını kılıp onu gömeceklerdir. Bazı rivayetlere göre Hz. Peygamber ile Hz. Ebû Bekir’in, bazılarına göre Hz. Ebû Bekir ile Hz. Ömer’in arasına defnedilecektir. Bir rivayete göre ise yedi sene kalacaktır. En doğrusu budur. İlk rivayetteki kırktan maksat, göğe çıkmadan önceki ve sonraki kalışıdır. Zira İsa aleyhisselam otuz üç yaşında iken göğe kaldırılmıştır; yedi sene eklenince kırk eder.

Şerhu’l-Akâid’de ise şöyle denilir:

“En doğrusu, İsa aleyhisselam insanlara namaz kıldıracak, onlara imamlık yapacak ve Mehdi de ona uyacaktır. Çünkü İsa aleyhisselam daha üstündür, dolayısıyla onun imamlığı daha evlâdır.”

Bu ifade, yukarıdaki rivayetlerle çelişmez; çünkü her iki durumda da İsa aleyhisselamın Muhammedî şeriata tabi olduğu ortaya çıkar.

Hadislerde Mehdi (aleyhisselam)
Peygamber soyundan gelen raşit bir halifenin ortaya çıkacağını müjdeleyen yirmiden fazla rivayet bulunmaktadır. Bu durum, konudaki müjdenin mana yönünden Peygamber Efendimiz’e (sallallahu aleyhi ve sellem) dayandığı hususunda kesin hüküm vermeye götürmektedir.

Sahih-i Müslim’de, baskıcı saltanattan sonra ahir zamanda raşit hilafetin yönetime geleceğini bildiren hadis vardır. Peygamber ailesinden gelen bir halifenin yönetime geçeceğini bildiren değişik rivayetler de mevcuttur. Hilafetin kutsal topraklara yerleşmesinden sonra sarsıntıların ve fitnelerin yaklaşacağını bildiren rivayetler vardır.

Hz. Mesih’in, Müslümanların Kudüs’te bir imamlarının bulunduğu sırada ineceğini bildiren rivayetler de bulunmaktadır. Nasların zahirinden, Hz. Mesih’in ineceği vakit ile yaşadığımız zaman arasında epeyce bir süre olduğu anlaşılmaktadır. O vakitte Filistin toprakları Yahudilerin hâkimiyeti altında olmayacak; aksine Raşit Hilafet’in merkezi olacaktır. Bu da şu anki Yahudi devletinin son bulacağını ortaya koyar.

Mehdi’nin, hadis-i şeriflerde bildirilen özellikleri ile ortaya çıkacağına inanmakla birlikte, farz-ı ayın veya farz-ı kifaye türünden bizden istenen görevleri onun çıkışına ertelemek doğru değildir. Ancak ortaya çıktığında özellikleriyle tanındığında, Allah’ın izniyle onun askerlerinden ve yardımcılarından olmaya niyet edilir.

Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur:

“Mehdi bendendir. Başının ön kısmındaki saçları dökülmüş olur. Burnu kamburlu olur. O dünyanın zulüm ve haksızlık ile doldurulmasının ardından, dünyayı adalet ve eşitlik ile doldurur. Yönetimini yedi yıl sürdürür.”

Ebu Saîd el-Hudrî (radıyallahu anh) rivayet etmiştir:

“Ümmetimin içinde Mehdi ortaya çıkacaktır. O beş, yedi ya da dokuz yıl hüküm sürer.” (Tercih, yıl olarak anlaşılmıştır.) “Ona bir adam gelerek: ‘Ey Mehdi! Bana ver, ver’ der. O da elbisesinin üzerine taşıyabileceği kadar mal döker.”

(Tirmizî, Ahmed b. Hanbel, İbn Mâce)

Ebu Davud, Ümmü Seleme (radıyallahu anh)’den rivayet etmiştir:

“Mehdi benim soyumdan, Fâtıma’nın çocuklarının soyundan gelir.”

Ebu Davud, İbn Mes‘ûd (radıyallahu anh)’un merfû olarak şöyle söylediğini rivayet etmiştir:

“Şu dünyanın ömründen bir günden fazla zaman kalmamış olsaydı bile, Yüce Allah benden veya benim ehl-i beytimden olan, benim adımı taşıyan, babasının adı da aynen benim babamın adı olan, yeryüzünün zulüm ve haksızlık ile dolmasından sonra orayı adalet ve eşitlikle dolduracak bir adam çıkarmak için dünyanın o kalan bir günlük ömrünü uzatırdı.”

(Ebu Davud, Tirmizî)

Taberânî (el-Evsat), Ebu Hüreyre (radıyallahu anh)’den rivayet etmiştir:

“Ümmetimin içinde Mehdi olacaktır. Bunun hâkimiyeti kısa sürerse yedi yıl, fazla sürerse sekiz veya dokuz yıl sürecektir. Ümmetim onun yönetimi döneminde daha önce benzerine kavuşamamış oldukları nimetlere kavuşacaktır. Gökten bol bol bereket yağacaktır. Yer, bitkilerden ve mallardan içinde bir şey saklamaz. O zaman da bir adam kalkar: ‘Ey Mehdi, bana ver!’ der. O da ‘Al’ der.”

Hâkim, Ebu Saîd el-Hudrî’den rivayet etmiştir:

“Ümmetimin son zamanında Mehdi ortaya çıkar. Yüce Allah ona bol bol yağmur verir. Yerde bitkilerini bitirir. O insanlara eşit şekilde malı dağıtır. Hayvan sürüleri çoğalır. Ümmetimin mensupları artar. O (yönetime geldikten sonra) yedi ya da sekiz yıl yaşar.”

(Zehebî, sahih olduğunu söylemiştir.)

Tirmizî, Abdullah bin Mes‘ûd’dan rivayet etmiştir:

“Benim ehl-i beytimden benim adımı taşıyan bir adam, Arapların yönetimine geçmedikçe dünya yok olmayacaktır.”

Hâkim, Hz. Ali (radıyallahu anh)’den rivayet etmiştir:

“Bir fitne ortaya çıkacaktır ki, bu fitnede altının madeninden arındırılması gibi insanlar arındırılacaklardır. Şam halkına sövmeyin, onların zalimlerine sövün. Onların içlerinde Abdallar vardır. Yüce Allah onların üzerine gökten bolca yağmur gönderecektir… O zaman da Yüce Allah onların başlarına Rasûlullah’ın soyundan bir adam geçirecektir. Onunla birlikte en az on iki bin, en çok on beş bin kişi bulunur. İşaretleri veya paraları ‘öldür, öldür’dür. Bunların üç sancakları olur. Kendilerine karşı yedi sancak taşıyan topluluklar savaş eder… Sonra Haşimî ortaya çıkar. Sonra Yüce Allah insanlara yeniden ülfet ve nimet verir. Deccal ortaya çıkıncaya kadar bu hâl üzere devam ederler.”

Rivayetlerin farklılığına rağmen Mehdi hakkında varid olan hadisler gayet çoktur ve tevâtür derecesine ulaşmaktadır. Bunlar Sünenlerde, Mu‘cem ve Müsned türü eserlerde yer almaktadır. Bazıları sahih, bazıları hasendir. Mehdi konusu çağlar boyunca Müslümanların büyük çoğunluğu arasında meşhur bir konudur.

İlim adamları, Hz. İsa aleyhisselamın inişinin kitap, sünnet ve icma ile sabit olduğunu söylemişlerdir. Netice itibariyle beklenen Mehdi ile ilgili rivayet edilen hadisler de tevâtür derecesine ulaşmıştır. Deccal’in ortaya çıkacağı ve Hz. İsa’nın ineceği ile ilgili hadisler de mütevâtirdir.

Mübarekfûrî şöyle demiştir:

“Bil ki bütün çağlar boyunca Müslümanların büyük çoğunluğu arasında bilindiği gibi ahir zamanda Rasûlullah’ın ehl-i beytinden, dine güç katacak ve adaleti hâkim kılacak bir kişi gelecektir. Müslümanlar onun peşinden gidecekler ve bu kişi bütün İslam topraklarının yönetimini ele geçirecektir. Bu kişi Mehdi olarak adlandırılır. Deccal’in ortaya çıkması ve sahih rivayetlerde bildirilen buna benzer kıyamet alametleri de onun ardından görülür. Hz. İsa aleyhisselam da ondan sonra iner ve Deccal’i öldürür. Mehdi de onunla birlikte gider ve Deccal’in öldürülmesinde kendisine yardımcı olur. Hz. Mesih, Mehdi’nin arkasında namaz kılar.”

İbn Mâce, Ebu Ümâme’den Deccal ile ilgili bir hadiste şöyle rivayet etmiştir:

“Onların (Müslümanların) tümü Beyt-i Makdis’te toplanmış olur. İmamları da salih bir adam olur. Bu adam onlara namaz kıldırmak için öne geçer. Tam bu sırada Hz. İsa iner. Bunun üzerine imam, Hz. İsa’nın imamlığa geçmesi için arkaya döner ve geri çekilir. Hz. İsa onun iki omuzu arasında tam arkasında durur ve: ‘Geç, bu namaz için imamete sen geçirildin’ der.”

İmam Nesâî, İbn Abbas’tan rivayet etmiştir:

“Başında benim olduğum, sonunda İsa bin Meryem’in, ortasında Mehdi’nin bulunacağı bir ümmet helak olmaz.”

Şeyh Abdülfettâh Ebû Gudde bu konuda şunları söylemiştir:

“Burada ‘orta’ denilirken sondan öncesi kastedilmektedir. Çünkü Hz. İsa’nın Deccal’i öldürmek için inmesi Mehdi’nin zamanında olur ve değişik rivayetlerde bildirildiği üzere Hz. İsa, Mehdi’nin arkasında namaz kılar.”

Ebu Nu‘aym, Câbir bin Abdullah’tan rivayet etmiştir:

“İsa bin Meryem iner ve (Müslümanların) emirleri Mehdi: ‘Gel bize namaz kıldır’ der. O da: ‘Hayır, sizin bazılarınızın diğer bazılarına emir kılınmaları Yüce Allah’ın bu ümmete bir lütfudur’ der.”

Ebu Amr ed-Dânî, Câbir’den rivayet etmiştir:

“İsa bin Meryem’in sabah şafağının attığı bir sırada Beyt-i Makdis’e ineceği vakte kadar bu ümmetin içinde hak üzere çarpışan bir topluluk mutlaka bulunur. İsa bin Meryem, Mehdi’nin yanına iner. Kendisine: ‘Geç öne, ey Allah’ın Peygamberi! Bize namaz kıldır’ denilir. O da: ‘Bu ümmetin bazıları diğerlerinin emirleridir’ diye söyler.”

Ebu Amr ed-Dânî, Huzeyfe bin Yemân’dan rivayet etmiştir:

“İsa bin Meryem’in indiği sırada Mehdi ona doğru bakar. (İsa’nın) saçlarından adeta su damlıyormuş gibi görünür. Mehdi kendisine: ‘Geç cemaate namaz kıldır’ der. İsa aleyhisselam da: ‘Bu namaz için sen öne geçirildin’ der. Böylece İsa aleyhisselam benim soyumdan bir adamın arkasında namaz kılar.”

Nu‘aym bin Hammâd, Abdullah bin Amr’ın benzer şekilde şöyle söylediğini rivayet etmiştir:

“Mehdi’nin yanına İsa bin Meryem iner ve İsa onun arkasında namaz kılar.”

İbn Ebî Şeybe, İbn Sîrîn’in şöyle söylediğini rivayet etmiştir:

“Mehdi bu ümmettendir ve İsa bin Meryem’in arkasında namaz kılacağı kişi işte odur.”

Sonuç
Mehdi inancı, Ehl-i Sünnet’in itikadî esaslarından biridir ve inkârı bid‘at kapsamına girer. Hadisler tevâtür derecesine ulaşmış, alimler tarafından kabul edilmiş ve klasik akaid kitaplarında yer almıştır. Bununla birlikte bu inanç, Müslümanı sorumluluktan muaf tutmaz. İslam’ın hâkimiyeti için çalışmak, küfre karşı mücadele etmek ve farzları yerine getirmek her zaman vaciptir. Mehdi çıktığında ise onun özelliklerini bilenler, Allah’ın izniyle onun yanında yer alırlar.

(Kaynaklar: Said Havva, el-Esâs fi’s-Sünne, c. 9; Tirmizî, Ebu Davud, İbn Mâce, Ahmed b. Hanbel, Hâkim, Taberânî, Nesâî, Ebu Nu‘aym, Ebu Amr ed-Dânî ve ilgili şerhler.)

Yazar Profili
İzzeddin el Urmevi Yazar Tüm Yazılar

İzzeddin Urmevi, İslamî ilimlerde özellikle fıkıh usulü alanında çağlar arası sentez yapmayı yöntem haline getirmiş derinlikçi bir araştırmacı ve yazardır. Klasik fıkıh usulünün metodolojik birikimini günümüz meseleleriyle buluşturarak hem geleneğe hem de çağa temas eden özgün çalışmalar ortaya koymaktadır. Yazılarında usulî temelleri ihmal etmeden, güncel sorunlara hikmetli ve bütüncül çözümler arama çabası hâkimdir.

Kullanıcıya ait herhangi bir sosyal medya veya iletişim bilgisi bulunmamaktadır.

5 Yazı

Bir Yorum Yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Benzer Yazılar