Pakistan-Afghanistan ilişkilerinin temel sorunu
Pakistan ve Afganistan arasındaki ilişkiler, tarih boyunca gerilim, işbirliği ve çatışma dönemleriyle şekillenmiştir. Bu ilişkilerin merkezinde, 1893’te İngiliz sömürge yönetimi tarafından çizilen Durand Hattı’nın tanınmaması, etnik Paştun nüfusunun bölünmesi ve militan grupların sınır ötesi faaliyetleri yer almaktadır. Özellikle 2021’de Taliban’ın Afganistan’da iktidara gelmesinden sonra, gerilimler artmış ve 2025-2026 yıllarında açık çatışmalara dönüşmüştür. Bu rapor, konuyu akademik bir perspektiften ele alarak, tarihsel kökenleri, güncel dinamikleri ve olası sonuçları incelemektedir. Araştırma, ikincil kaynaklara (akademik makaleler, raporlar ve analizler) dayanmakta olup, temel amaç, “sürekli savaş” algısının nedenlerini ve çözüm yollarını belirlemektir.
Tarihsel Bağlam: Durand Hattı ve Sınır Anlaşmazlıkları
Pakistan-Afghanistan ilişkilerinin temel sorunu, 1893’te İngiliz diplomat Sir Mortimer Durand ile Afgan Emiri Abdur Rahman Han arasında imzalanan Durand Anlaşması’ndan kaynaklanmaktadır. Bu anlaşma, Afganistan’ı İngiliz Hindistan’ından (bugünkü Pakistan) ayıran bir sınır çizmiş, ancak Afganistan bu hattı hiçbir zaman resmi olarak tanımamıştır. Anlaşma, etnik Paştun ve Beluç topluluklarını ikiye bölmüş ve Afganistan’da “Paştunistan” taleplerini tetiklemiştir. Afganistan, hattın sömürge dönemi dayatması olduğunu savunurken, Pakistan bunu uluslararası bir sınır olarak kabul etmektedir.
Tarihsel analizler, bu anlaşmazlığın 1947’de Pakistan’ın bağımsızlığından sonra yoğunlaştığını göstermektedir. Afganistan, 1949’da Loya Jirga meclisinde hattı reddetmiş ve 1950’lerde sınır çatışmaları yaşanmıştır. 1970’lerde ve 1980’lerde Sovyet işgali sırasında Pakistan, Afgan mücahitlerini (sonradan Taliban’ı oluşturan gruplar dahil) desteklemiş, ancak bu destek Afganistan’da Pakistan’ı “stratejik derinlik” peşinde koşan bir aktör olarak konumlandırmıştır. 1990’larda Taliban’ın yükselişiyle Pakistan, Afganistan’ı bir “arka bahçe” olarak görmüş, ancak 2001 sonrası ABD müdahalesi bu dinamikleri değiştirmiştir.
Akademik literatürde, Durand Hattı’nın yasal statüsü tartışmalıdır. Bazı çalışmalar, anlaşmanın uluslararası hukukta geçerli olduğunu savunurken (uti possidetis juris ilkesi gereği), diğerleri Afganistan’ın itirazlarını (zorlama ve etnik bölünme) haklı bulmaktadır. Bu anlaşmazlık, sınır yönetimini zorlaştırmış ve mülteci akımlarını (yaklaşık 3 milyon Afgan mülteci Pakistan’da) tetiklemiştir.
Güncel Dinamikler: Taliban İktidarı, TTP ve Sınır Çatışmaları2021’de Taliban’ın Afganistan’ı ele geçirmesi, Pakistan-Afghanistan ilişkilerinde dönüm noktası olmuştur. Pakistan, Taliban’ı tarihsel olarak desteklemiş olsa da, beklentileri karşılanmamıştır. Taliban, Tehrik-i Taliban Pakistan (TTP) gibi militan gruplara güvenli liman sağladığı iddiasıyla suçlanmaktadır. TTP, 2007’de kurulan ve Pakistan’da şeriat devleti kurmayı amaçlayan bir örgüt olup, Afgan Taliban ile ideolojik bağlara sahiptir. 2021 sonrası TTP saldırıları artmış, 2025’te Pakistan’da 150’den fazla saldırı kaydedilmiştir.
Raporlar, Taliban’ın TTP’yi sınırdan uzaklaştırmaya çalıştığını, ancak tam bir kopuş olmadığını belirtmektedir. Pakistan, bu durumu “çapraz sınır terörizmi” olarak nitelendirmiş ve 2025’te Katar, Türkiye ve Çin arabuluculuğunda müzakereler yürütmüştür. Ancak, bu çabalar başarısız olmuş ve 2025 Ekim’inde sınır çatışmaları patlak vermiştir. 2026 Şubat’ında Pakistan’ın Kabil, Host ve diğer şehirlere hava saldırıları düzenlemesi, Savunma Bakanı Havaca Asif’in “açık savaş” ilan etmesiyle doruğa ulaşmıştır. BM raporlarına göre, bu saldırılarda sivil kayıplar artmıştır. Güncel analizler, Pakistan’ın askeri üstünlüğüne rağmen, Taliban’ın gerilla savaşı deneyimiyle uzun süreli bir çatışmayı sürdürebileceğini vurgulamaktadır. Ayrıca, Taliban’ın Hindistan ile yakınlaşması ve Pakistan’ın Çin’e bağımlılığı, jeopolitik boyut eklemektedir.
Analiz: Nedenler, Etkiler ve Çözüm Perspektifleri
NedenlerTarihsel Miras: Durand Hattı, etnik ve ulusal kimlik çatışmalarını kalıcılaştırmıştır. Afganistan’ın revizyonist tutumu, Pakistan’da ayrılıkçılık korkusu yaratmaktadır.
Güvenlik Tehditleri: TTP’nin Afganistan’daki varlığı, Pakistan’ı savunma pozisyonuna itmektedir. Taliban’ın TTP ile bağları, ideolojik dayanışmadan kaynaklanmakta ve IŞİD-Horasan gibi rakiplerden korkuyla pekişmektedir.
Dış Etkenler: ABD’nin 2021 çekilmesi boşluk yaratmış, Çin ve Rusya gibi aktörler arabuluculuk rolü üstlenmiştir. Ancak, Pakistan’ın ABD ile yakınlaşması (2025’te askeri işbirliği anlaşmaları), Afganistan’ı tedirgin etmektedir.
EtkilerGüvenlik ve İstikrar: Çatışmalar, Güney Asya’da istikrarsızlığı artırmakta, mülteci krizlerini derinleştirmekte ve terörizmi yaymaktadır. 2025’te Pakistan’da militan saldırıları %50 artmıştır.
Ekonomik ve Sosyal: Sınır kapatmaları ticareti etkilemekte, Afgan mültecilerin sınır dışı edilmesi (2023-2025’te 500.000 kişi) insani krizlere yol açmaktadır.
Bölgesel Dinamikler: Çatışma, Hindistan-Pakistan rekabetini etkilemekte ve Çin’in Kuşak-Yol girişimlerini riske atmaktadır.
İngilizlerin Pakistan-Afganistan Olaylarındaki Rolü: Tarihsel ve Jeopolitik Analiz
Bu bölüm, Pakistan ve Afganistan arasındaki gerilimlerin kökeninde yer alan İngiliz sömürge politikasını akademik bir perspektiften incelemektedir. İngilizlerin bölgedeki müdahaleleri, özellikle Durand Hattı’nın çizilmesi, “Büyük Oyun” (Great Game) stratejisi ve Anglo-Afgan Savaşları bağlamında ele alınacaktır. Araştırma, ikincil kaynaklara (tarihsel belgeler, akademik makaleler ve uluslararası ilişkiler analizleri) dayanmakta olup, İngiliz politikalarının uzun vadeli etkilerini vurgulamaktadır. Bu analiz, Durand Hattı’nın yasal statüsünü ve etnik bölünmeleri tartışarak, güncel çatışmalara nasıl zemin hazırladığını açıklamayı amaçlamaktadır.
Büyük Oyun ve Afganistan’ın Tampon Devlet Olarak Konumlandırılması
19. yüzyılın başlarında, İngiltere ve Rusya İmparatorluğu arasında Orta Asya’da hakimiyet mücadelesi olarak bilinen “Büyük Oyun”, Afganistan’ı stratejik bir tampon bölge haline getirmiştir. İngiltere, Rus yayılmacılığını Hindistan’daki sömürge çıkarlarını korumak için önlemek amacıyla Afganistan’a müdahale etmiştir. Bu bağlamda, Afganistan’ın kuzey ve batı sınırlarını belirleyen İngilizler, doğu sınırını da netleştirmek istemişlerdir.
1839’da İngiltere, Birinci Anglo-Afgan Savaşı’nı başlatarak Afganistan’ı işgal etmiş, ancak Paştun direnişi nedeniyle yenilgiye uğramıştır. Bu savaş, İngilizlerin Afgan iç işlerine karışma stratejisini ortaya koymuştur. 1849’da Pencap’ı ele geçiren İngiltere, Indus Nehri’nin batısındaki belirsiz sınır bölgelerini kontrol altına almak için “ileri okul” (forward school) ve “durağan okul” (stationary school) tartışmalarını yürütmüştür. İleri okul, Kabil-Gazni-Kandahar hattına ilerlemeyi savunurken, durağan okul Indus’a çekilmeyi önermiştir.
1878-1880 arası İkinci Anglo-Afgan Savaşı’nda İngiltere zafer kazanmış, Abdur Rahman Han’ı emir olarak atamış ve Gandamak Antlaşması (1879) ile Afganistan’ın dış politikasını kontrol altına almıştır. Bu antlaşma, İngiltere’ye Afganistan’ı Rus tehdidine karşı koruma vaadi verirken, iç işlere karışmama sözü içermekteydi. Ancak, pratikte İngiltere Afganistan’ı bir “arka bahçe” olarak konumlandırmıştır.
Durand Hattı’nın Oluşumu ve Böl-Böl Yönet Stratejisi
1893’te İngiliz Hindistan Hükümeti Dışişleri Sekreteri Sir Henry Mortimer Durand ile Afgan Emiri Abdur Rahman Han arasında imzalanan Durand Antlaşması, 2.640 km’lik sınırı belirlemiştir. Bu hat, İngiltere’nin etki alanını Afganistan’dan ayırmayı amaçlamış, ancak Paştun kabilelerini ikiye bölerek etnik gerilimlere yol açmıştır. Antlaşma, yalnızca bir sayfa uzunluğunda olup, 1894-1896 arası ortak bir komisyon tarafından saha çalışmalarıyla tanımlanmıştır.
İngiliz stratejisi, “böl ve yönet” (divide and rule) ilkesine dayanmaktaydı: Paştun kabilelerini zayıflatmak ve Rus İmparatorluğu ile tampon oluşturmak. Hat, Belucistan’ı İngiliz Hindistan’a vermiş ve Wakhan Koridoru’nu (Çin sınırına uzanan dar bir şerit) Rus ve İngiliz imparatorluklarını ayıran bir tampon olarak tanımlamıştır. Abdur Rahman Han, İngiliz baskısı altında antlaşmayı imzalamış, ancak Afganistan bu hattı hiçbir zaman tam olarak tanımamıştır.
Antlaşma, 1905’te Emir Habibullah Han tarafından, 1919’da Rawalpindi Antlaşması ile (Üçüncü Anglo-Afgan Savaşı sonrası Afganistan’ın dış politika bağımsızlığını tanıyan) ve 1921’de Dostluk Antlaşması ile onaylanmıştır. Bu onaylar, Durand Hattı’nı uluslararası hukukta (uti possidetis juris ilkesiyle) geçerli kılmıştır, ancak Afganistan’ın revizyonist tutumu devam etmiştir.
Üçüncü Anglo-Afgan Savaşı ve Sonrası Etkiler
1919’da Emir Amanullah Han, İngilizlere karşı Üçüncü Anglo-Afgan Savaşı’nı başlatmış ve Rawalpindi Antlaşması ile Afganistan’ın tam bağımsızlığını kazanmıştır. Bu antlaşma, Durand Hattı’nı yeniden teyit etmiş, ancak Afgan milliyetçiliğini tetiklemiştir. İngilizler, sınırı üç katmanlı bir yapıya dönüştürmüş (sınır, kabile bölgeleri ve idari alanlar), bu da Pakistan’ın bağımsızlık sonrası (1947) miras aldığı yapıyı oluşturmuştur. 1947’de Pakistan’ın bağımsızlığıyla Durand Hattı, yeni devletin batı sınırı olmuş, ancak Afganistan 1949’da Loya Jirga’da hattı reddetmiştir. Bu, Paştunistan taleplerini doğurmuş ve İngiltere’nin sömürge mirası, güncel militanlık (TTP gibi) ve sınır çatışmalarını beslemiştir.
Analiz:
İngiliz Mirasının Güncel Yansımaları ve Hukuki Tartışmalarİngiliz politikaları, etnik bölünmeleri kalıcılaştırarak Pakistan-Afganistan ilişkilerini zehirlemiştir. Akademik literatürde, Durand Hattı’nın yasal geçerliliği tartışmalıdır: Bazıları antlaşmanın zorlama altında imzalandığını savunurken, diğerleri uluslararası onaylarını (1905, 1919, 1921) vurgular. Uti possidetis ilkesi, sömürge sınırlarını korurken, Afganistan’ın self-determinasyon iddiaları (Paştun birliği) çatışmayı sürdürmektedir.
Güncel çatışmalar (2025-2026 sınır olayları), bu mirasın sonucudur: Taliban’ın hattı tanımaması, TTP sığınakları ve jeopolitik rekabet. Çözüm için, hattın yeniden müzakeresi (yumuşak sınır modelleri) ve uluslararası arabuluculuk önerilmektedir, ancak İngiliz mirası temel engel olarak kalmaktadır.
Çözüm Perspektifleri
Akademik çalışmalar, sınırın yeniden müzakere edilmesini (örneğin, yumuşak sınır modelleri) önermekte, ancak bu Afganistan’ın tanıma talebiyle çelişmektedir. Uluslararası arabuluculuk (BM veya Çin) ve ekonomik işbirliği (ticaret koridorları) umut vaat etmektedir. Ancak, TTP sorunu çözülmeden kalıcı barış zor görünmektedir.
Sonuç
İngiliz sömürgeciliği, Durand Hattı üzerinden Pakistan-Afganistan gerilimlerini şekillendirmiş, etnik ve stratejik bölünmeleri miras bırakmıştır. Gelecek araştırmalar, bu mirasın dekolonizasyon bağlamında yeniden değerlendirilmesini odaklanmalıdır. Bu analiz, İngiliz politikalarının uzun vadeli istikrarsızlaştırıcı etkisini vurgulamaktadır. Pakistan ve Afganistan arasındaki “sürekli savaş” hali, tarihsel anlaşmazlıklar, militan ağları ve jeopolitik rekabetlerin bir sonucudur. Akademik perspektiften bakıldığında, çözüm için Durand Hattı’nın yasal statüsünün netleştirilmesi, TTP gibi grupların sınır dışı edilmesi ve bölgesel diyaloğun güçlendirilmesi şarttır. Kısa vadede çatışmalar devam edebilir, ancak uzun vadede ekonomik karşılıklı bağımlılık barışı teşvik edebilir. Gelecek araştırmalar, Taliban’ın iç dinamiklerini ve dış güçlerin rolünü daha derin incelemelidir.
Motografi