Çok İzlenenler ve Az Okunanlar Arasında
Edebiyatın yalnızlığı bugün romantik bir yakınma değil, yapısal bir kırılmanın sonucu. Mesele yalnızca az okunmasından ziyade, anlaşılmak için artık daha az çaba gösterilen bir dünyada, edebiyatın “fazla şey istemesi”. Zaman, dikkat, sabır ve en önemlisi içe dönme cesareti… Popüler kültür ise bunların hiçbirini talep etmiyor. Tam tersine, dağılmayı meşrulaştırıyor, normal karşılıyor.
Popüler kültürün bu denli baskın hâle gelmesini estetik bir tercih olarak yorumlayamayız. Politik ve ekonomik bir düzenin uzantısı demek daha doğru olur. Derinliğin yerini görünürlük, estetiğin yerini erişilebilirlik, hakikatin yerini ise algoritmalar almış durumda. Bugün bir metnin değeri, ne söylediğinden çok kaç kişiye ulaştığıyla ölçülüyor. Oysa edebiyat her zaman az kişiye, ama derinlemesine ulaşmanın peşindeydi. Hızlı tüketim, hızlı duygu, hızlı unutuş… Metinler de buna göre şekilleniyor: kısa, net, yüzeysel ve tekrar edilebilir. Edebiyat ise tekrar edilemez olanın peşindedir. Aynı metin, aynı okurda bile her seferinde başka bir anlam üretir. İşte tam da bu yüzden sistemle uyumsuzdur.
Bugün edebiyatın “elit” olmakla suçlanması da bu uyumsuzluğun bir sonucu. Oysa edebiyat elit değildir, sadece zor olmasında saklı. Kolay olmayan her şeyin dışlandığı bir çağda, zorlu olanın yalnız kalması kaçınılmaz oluyor. Popüler kültür kapsayıcı görünür ama derinlemesine bakıldığında tek tipleştiricidir. Edebiyat ise az kişiye ulaşır ama o azın iç dünyasını genişletir. Asıl tehlike, edebiyatın geri plana düşmesi değil, onun yerine geçen şeyin edebiyat sanılmasıdır. Derinlik taklidi yapan cümleler, duygunun estetiğinden ziyade, simülasyonunu üretiyor. Böylece okur gerçekten sarsılmadan “etkilendiğini” zannediyor. Bu da sadece edebiyatın değil, duygunun da itibarsızlaşmasına yol açıyor.
Edebiyat bugün yalnız olabilir fakat bu yalnızlık bir kayıp değil. Tarih boyunca edebiyat hiçbir zaman kalabalıkların sanatı olmadı. Hep kenarda durdu, hep biraz geç anlaşıldı. Gürültü çekildiğinde, sahte ışıklar söndüğünde, insan yine kendisiyle baş başa kalacak. Sözün özü popüler olan değil, dayanıklı olan kalacak. Edebiyat tam da bunun için hala orada. Kalabildiği için…
B. Ergin Borobey