İnsan, Beklendiği Yerde Yaşar…

İnsan, Beklendiği Yerde Yaşar…
Tepki Ver

Bir şehrin güzelliğini anlatırken önce hep denizi gelir aklımıza, sonra sokakları, evleri, ağaçları, meydanları… Oysa bunların hiçbiri tek başına orayı yaşanır kılmaya yetmez.

Bazı şehirler vardır, dünyanın en güzel manzarasına bakar ama insanın içini üşütür. Bazıları da yoksuldur, sessizdir, eskimiştir. Ama oraya her dönüşte kalbinizin yükü hafifler. Demek ki mesele taşın güzelliği değil, o taşın ardında sizi bekleyen bir yüreğin varlığıdır.

Şehirler yolla, taşla, sokakla, denizle güzelleşmez yalnızca… Bir pencerenin ardında seni bekleyen bir bekleyiş varsa, en eski duvar bile genç görünür.

Bir pencere düşünün… Akşam olunca perdesi hafifçe aralanıyor. Bir çift göz, sokağın başına ilişiyor. Gelen siz misiniz diye bakıyor. Belki her gün aynı saatte, belki hiçbir şey söylemeden… İşte bir şehri şehir yapan da budur. Beklenmek.

İnsan, sevildiğini çoğu zaman büyük sözlerden değil, beklenildiğini hissettiği anlardan anlar. Eve geç kaldığında telaşlanan biri, çayın soğumasına razı olmayıp yeniden demleyen bir el, pencereden yolu gözleyen bir bakış… Ya da gün boyu sessiz kalan telefonda, “İyi misin?” diye düşen içten kısa mesaj.

Bugün şehirler büyüyor, yollar uzuyor, binalar yükseliyor, meydanlar genişliyor. Ama aynı ölçüde bekleyişler azalıyor. Herkes bir yere yetişiyor, fakat kimse kimsenin yolunu gözlemiyor. Kalabalıklar artıyor, buna rağmen insanın içindeki gurbet derinleşiyor. Çünkü gurbet, kilometrelerle ölçülen bir uzaklık değildir. Beklenmediğini hissettiğin yerdir.

Belki de bu yüzden çocukluğumuzun mahallesini, sokaklarını, insanlarını özleriz. Özlediğimiz, aslında eski yollar, sokaklar, duvarlar değildir. O duvarların ardında bizi çağıran seslerdir… Aynı sokaklar bugün de yerindedir ama bizi bekleyenler eksildiğinde şehir de yavaş yavaş hatıraların içine çekilir.

Hayatın en büyük serveti, döndüğünüzde ışığı yanan bir pencerenin hâlâ sizin için açık olmasıdır. Bir insanın, “Gelir.” diye içinizden emin olduğu bir başka insanın bulunmasıdır. Dünya bütün gürültüsüyle değişebilir, ama bekleyen bir yüreğin olduğu ev, insanın içindeki her şeyi yavaşlatır.

Belki bu yüzden bazı duvarlar hiç yaşlanmaz. Onları genç tutan taşın sağlamlığı değil, içlerinde biriken sevgidir.

Ve bu yüzden insan,
biraz da beklendiği yerde yaşar.

B. Ergin Borobey

Yazar Profili
B. Ergin Borobey Yazar Tüm Yazılar

Gümüşhane doğumlu Türk senarist, yazar. Sinemacı ve Fotoğraf sanatçısı.

Bir Yorum Yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Benzer Yazılar