Erken Seçim Tartışması: Veri, Algı ve Sorumluluk
Kamuoyuna yansıyan ve SONAR tarafından dile getirilen “toplumun %60’ının erken seçim istediği” yönündeki iddia, araştırma etiği ve kamusal sorumluluk açısından soru işaretleri barındırmaktadır. Bu tür yüksek oranlı ve siyasal sonuçları doğrudan etkileyebilecek iddialar, ancak şeffaf biçimde açıklanmış saha verileri ve metodoloji ile anlam kazanabilir. Aksi hâlde, bilimsel bir bulgu olmaktan çıkar, siyasal algı üretiminin parçası haline gelir.
Veri Paylaşımı Olmadan İddia Olmaz
Araştırma şirketlerinin temel sorumluluğu, yalnızca sonuç açıklamak değil; bu sonuçların nasıl, kimlerle, hangi örneklemle ve hangi sorularla elde edildiğini de kamuoyuyla paylaşmaktır. Bugüne kadar SONAR tarafından söz konusu %60’lık oranı destekleyen ham veri seti, örneklem dağılımı, saha zamanı ve soru formu kamuoyuna açık biçimde paylaşılmış değildir. Bu eksiklik, iddianın bir saha bulgusu olarak kabul edilmesini imkânsız kılmaktadır.
MODAR Verileri Ne Diyor?
MODAR’ın yakın dönemde tamamladığı ve metodolojisi kamuoyuna açık araştırmalarında, erken seçim isteyenlerin oranı %37 düzeyindedir. Bu oran, toplumun önemli bölümünün erken seçim talebi olmadığını, aksine mevcut koşulları izlemeyi tercih ettiğini göstermektedir. İki veri arasındaki bu ciddi fark, metodolojik açıklama yapılmadan geçiştirilemeyecek kadar büyüktür.
Siyasal İklim ve Toplumsal Gerçeklik
Ekonominin kademeli bir toparlanma sürecine girdiği, Orta Doğu’da ve küresel ölçekte belirsizliklerin arttığı bir dönemde; iç siyasette erken seçim talebinin %60 gibi yüksek bir orana ulaştığını iddia etmek, toplumsal ruh hâliyle uyumsuzdur. Muhalefetin dağınık, büyük ölçüde yolsuzluk söylemi üzerine kurulu ve pozitif bir gelecek perspektifi sunmakta zorlanan siyasetinin, topluma güçlü bir karşılık üretemediği bir zeminde bu iddia, veriyle değil maksatla açıklanabilir.
Bilimsel Sorumluluk Çağrısı
Araştırma şirketleri, siyasal tartışmaların aktörü değil; hakemidir. Bu nedenle SONAR’ın, kamuoyunu doğrudan etkileyen bu iddiaya ilişkin tüm veri setini ve metodolojisini derhâl açıklaması, araştırma etiğinin asgari gereğidir. Aksi takdirde, yapılmayan ya da sonuçları çarpıtılmış anketlerin yapılmış gibi sunulması, yalnızca kamuoyunu değil; araştırma disiplininin kendisini de zedeler.
Sonuç olarak;
Erken seçim tartışması, temenniler ya da siyasal ihtiyaçlar üzerinden değil, şeffaf, denetlenebilir ve karşılaştırılabilir veriler üzerinden yürütülmelidir. MODAR verileri ortadayken ve kamuoyuyla paylaşılmışken, açıklanmayan verilerle yüksek oranlı iddialar dile getirmek, araştırma değil algı üretimidir. Kamuoyunun doğru bilgiye ulaşma hakkı adına, bu ayrımın net biçimde yapılması zorunludur.

%37 Erken seçim istiyor
%46 Erken seçim istemiyor
%17 Kararsız
Bu oranlar, “toplumun çoğunluğu erken seçim istiyor” iddiasını açık biçimde boşa düşürüyor; özellikle kararsızların büyüklüğü, siyasal iklimin netleşmediğini ve yönlendirilmeye açık olduğunu da gösteriyor. Haber içinde bu grafiği şu vurguya bağlamak çok güçlü olur:
“MODAR verileri, erken seçim talebinin çoğunluk olmadığını, toplumun neredeyse yarısının buna karşı olduğunu ve hatırı sayılır bir kesimin kararsız kaldığını ortaya koymaktadır.”

Motografi Araştırma