Nadir Ersoy: Şia İlişkileri, CIA Bağlantıları

Nadir Ersoy: Şia İlişkileri, CIA Bağlantıları
Tepki Ver

Nadir Ersoy: Mehmet Akif Ersoy’un Babasının Şia İlişkileri, CIA Bağlantıları, Üzerine araştırmalar

Mehmet Akif Ersoy, Habertürk TV’nin eski genel yayın yönetmeni olarak bilinen bir gazetecidir. 1985 doğumlu olan Ersoy, Aralık 2025’te uyuşturucu ve suç örgütü suçlamalarıyla tutuklanmış, bu olay ailesinin geçmişini de gündeme getirmiştir. Babası Nadir Ersoy, İslamcı çevrelerde tanınan bir figür olup, oğlunun kariyerinde önemli rol oynamıştır. Bu analiz, Nadir Ersoy’un Şia (Şiilik) ilişkilerini, CIA bağlantılarını, Suriye’deki olası eğitim ve kalma sürelerini kaynaklara dayalı olarak inceleyecektir. Bilgiler, ağırlıklı olarak son dönem tartışmalardan (Aralık 2025) gelmekte olup, Nadir Ersoy’un doğrudan Suriye eğitimi/kalışı hakkında sınırlı doğrudan kanıt vardır; ancak oğlu Mehmet Akif’in Suriye macerası babasının ideolojik yönelimleriyle yakından bağlantılıdır. Analiz, tarihsel bağlam, ideolojik geçişler ve istihbarat iddialarını da kapsıyor.

1.Nadir Ersoy’un Genel Profili ve İdeolojik Kökenleri

Nadir Ersoy, 1990’lı yıllarda İran yanlısı olarak bilinen Selam Gazetesi’nin yönetim kadrosunda yer almış bir isimdir. Selam Gazetesi, Malatya merkezli Tevhid-Selam örgütünün yayın organı olarak İran’dan destek aldığı iddia edilen bir yayındır. Örgüt, 1979 İran İslam Devrimi’nden esinlenerek Nurettin Şirin tarafından kurulmuş, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da faaliyet göstermiş, propaganda ve eleman kazanma odaklı çalışmıştır. İdeolojik temelini Lübnan kökenli Şii alim Musa Sadr’ın felsefesine dayandıran örgüt, Müslümanları Şii mezhebi temelli bir İslam devleti altında birleştirmeyi amaçlamıştır. Nadir Ersoy, bu örgütün derin ilişkileri olan bir üyesi olarak anılmakta, İran’daki molla rejimine yakınlığıyla bilinmektedir. Ayrıca TRT dizilerinde rol almış, kamuoyunda “İslamcı” bir profil çizmiştir.Ersoy’un erken dönemi, Soğuk Savaş’ın anti-komünist cephesiyle bağlantılıdır. 1960’larda MİT tarafından CIA finansmanıyla kurulan Yeniden Milli Mücadele Derneği kökenlidir. Bu dernek, komünizme karşı milliyetçi-İslamcı bir cephe olarak tasarlanmış, ABD destekli operasyonların parçası olmuştur. Nadir Ersoy’un bu kökeni, ideolojik bir geçişi işaret eder: 1960’larda CIA-MİT çizgisinde anti-komünistken, 1990’larda anti-Amerikancı ve İran İslam Devrimi yanlısı bir pozisyona evrilmiştir. Bu geçiş, Türkiye’deki İslamcı hareketlerin Soğuk Savaş sonrası dönüşümünü yansıtır – ABD destekli anti-komünizmden, İran’ın Şii devrimci modeline kayış.Oğlu Mehmet Akif’in tutuklanması sonrası Nadir Ersoy, Odatv’ye video mesajlarında oğlunu “İslam ve Filistin davasının kurbanı” olarak tanımlamış, Yusuf Peygamber’e benzetmiştir. Kendisini de “Filistin eylemlerine katılan” biri olarak sunmuş, Gazze soykırımına karşı protestoları vurgulamıştır. Bu ifadeler, Şii etkilenimli anti-emperyalist bir retoriği yansıtır.

2. Şia (Şiilik) İlişkileri

Nadir Ersoy’un Şia ilişkileri, İran bağlantıları üzerinden belirgindir. Selam Tevhid örgütü, Şii ideolog Musa Sadr’ı temel almış, İran’dan finansal ve ideolojik destek aldığı iddia edilmiştir. Örgüt, Şii mezhebini temel alan bir “güçlü İslam devleti” vizyonu benimsemiş, Filistin ve Lübnan’da Şii gruplarla (örneğin Hizbullah) bağlantılı eğitimler düzenlemiştir. Nadir Ersoy, bu örgütün yayın organında yazarlık yaparak anti-Amerikancı bir Şii devrimcilik çizgisi izlemiştir. Oğlu Mehmet Akif’i “İslam inkılâbı için yetiştirdiğini” belirten Ersoy, telefon dinlemelerinde “Oğlunu Suriye’de yetiştirdiği, Kızıla boyanmış, Denizde bir madeni para, Aşkımız böyleydi…” demiştir. “Havza-i Umeyniye”, Ayetullah Humeyni’nin adıyla anılan Şii medreselerini işaret eder. İran devriminin Şii teolojik eğitim merkezleri. Bu, Nadir Ersoy’un Şia odaklı bir “proje” yürüttüğünü gösterir: Oğlunu Şii havzalarında eğiterek Türkiye’de İran yanlısı bir etki yaratmayı amaçlamıştır. İslamcı çevrelerde “İran ajanı” olarak suçlanan Ersoy, Şii “takiyye” (gizlenme) pratiğini benimsemiş görünmektedir. Şii Müslümanlarda yaygın olan bu yaklaşım, iman esaslarından biri olarak görülür.Uğur Mumcu suikastı bağlantısı da Şia ilişkilerini güçlendirir: Suikast sanıklarından biri Nadir Ersoy’un yakın arkadaşıdır. Bu olay, İran destekli radikal Şii gruplarla ilişkilendirilmiştir. Analitik olarak, Nadir Ersoy’un Şia ilişkileri, Türkiye’deki “İrancı” İslamcılığın bir örneğidir: Soğuk Savaş sonrası ABD karşıtlığı, İran’ın Şii devrim modelini benimseyerek yerel hareketleri etkilemiştir. Ancak bu ilişkiler, FETÖ gibi gruplar tarafından “Selam Tevhid kumpası” ile hedef alınmıştır.

3. CIA Bağlantıları

Nadir Ersoy’un CIA ilişkileri, erken dönemine dayanır. 1960’larda MİT-CIA işbirliğiyle kurulan Yeniden Milli Mücadele Derneği’nde kök salmıştır. Bu dernek, komünizme karşı İslamcı-milliyetçi bir cephe olarak CIA finansmanıyla desteklenmiş, Türkiye’deki anti-sol hareketlerin parçası olmuştur. Ersoy’un bu kökeni, ideolojik bir çelişki yaratır: Erken CIA destekli anti-komünizmden, 1990’larda anti-Amerikancı Şii yanlısına geçiş. Analitik olarak, bu geçiş Türkiye’deki İslamcı figürlerin tipik evrimini yansıtır. ABD destekli Gladio benzeri yapılarından, İran’ın anti-emperyalist çekimine kayış. CIA bağlantısı doğrudan değil, dernek üzerinden dolaylıdır; ancak Uğur Mumcu suikastı gibi olaylarda CIA-MİT ilişkileri sorgulanmıştır. Güncel tartışmalarda, oğlu Mehmet Akif’in tutuklanması “uluslararası psikolojik harp” olarak yorumlanmış, İran karşıtı bir operasyon olarak görülmüştür. Bu, Nadir Ersoy’un erken CIA kökeninin, sonraki Şii ilişkileriyle çatıştığını gösterir.

4. Suriye’deki Eğitim ve Kalma Süreleri

Kaynaklarda Nadir Ersoy’un doğrudan Suriye eğitimi veya kalışı hakkında bilgi yoktur. Ancak oğlu Mehmet Akif’in Suriye macerası babasının yönlendirmesiyle gerçekleşmiştir. Mehmet Akif, 16 yaşındayken (2001-2003 arası) Hatay Cilvegözü üzerinden Suriye’ye gitmiş, toplam 16-17 ay kalmıştır: Eylül 2001’de 4 ay, Ocak 2002’de 1 ay, Eylül 2002-Mayıs 2003 arası 9 ay (kısa giriş-çıkışlarla). Eğitim, “Havza-i Umeyniye”de Şii teolojik eğitimdir. İran dikkat çekmemek için Suriye kullanılmıştır. Yanında Furkan Torlak (sonra İletişim Başkanlığı yetkilisi) vardır. Nadir Ersoy’un Suriye bağlantısı dolaylıdır: Oğlunu Şii eğitim için göndermiştir, telefon dinlemelerinde bunu “İslam inkılâbı için” diye anlatmıştır. Suriye, o dönem Esad rejiminin Alavî (Şii varyantı) yönetimi altında İran’ın müttefikiydi; Şii eğitim merkezleri için güvenli bir alandı. Analitik olarak, Nadir Ersoy’un Suriye tercihi, İran ajanlığı iddialarını gizleme stratejisi olabilir, takiyye pratiğiyle uyumlu. Kaynaklarda babasının kendi eğitimi/kalışı belirtilmemiş olsa da, Selam Tevhid üyelerinin Lübnan ve İran’da (dolaylı Suriye) eğitim gördüğü bilinmektedir.

Sonuç ve Genel Değerlendirme

Nadir Ersoy, Türkiye’deki İslamcı hareketlerin karmaşıklığını somutlaştırır: CIA-finanslı anti-komünist kökenlerden Şii-İran yanlısı bir pozisyona evrilmiş, oğlunu bu ideoloji için yetiştirmiştir. Şia ilişkileri güçlü (Selam Tevhid, İran devrimi), CIA bağlantıları dolaylı ve erken dönemlidir. Suriye, doğrudan babası için değil, oğlunun Şii eğitimi için araçtır – bu, ailenin “proje” niteliğini vurgular. Güncel tutuklama, bu geçmişi “psikolojik harp” olarak yorumlatmakta, İran karşıtı bir operasyon olarak görülmektedir. Motografi olarak yaptığımız araştırmalarda Nadir Ersoy’un otobiyografik ifadeleri veya mahkeme kayıtları incelenebilir, ancak mevcut kaynaklar ideolojik bir “takiyye” ağına işaret ediyor.

Motografi

Yazar Profili
Motografi Yönetici Tüm Yazılar

Motografi, 2016 yılında; düşüncenin, bilginin ve hakikatin izini sürme gayesiyle kuruldu. Türkiye ve dünya ölçeğinde siyasal, dini ve sosyal alanlarda yapılan araştırmaları bir araya getiren Motografi, yüzeysel yorumların ötesine geçmeyi hedefleyen bağımsız bir bilgi deposudur. Gündelik tartışmaların hızına kapılmadan; olayları tarihsel, kültürel ve ahlaki bağlamlarıyla ele alır. İncelemeyi, anlamayı ve sorumlulukla düşünmeyi merkeze alır. Motografi için bilgi, yalnızca aktarılan bir veri değil; insanı, toplumu ve zamanı kavrama çabasıdır. Çalışmalarımız; ideolojik körlükten uzak, akademik ciddiyeti gözeten ve hakikate sadakati önceleyen bir bakış açısıyla hazırlanır. Türkiye’nin ve dünyanın karşı karşıya olduğu meseleleri, kısa vadeli gündemlerin değil, uzun soluklu düşüncenin süzgecinden geçiririz. Motografi, düşünenler için bir arşiv; araştıranlar için bir referans; sorgulayanlar için bir durak olmayı amaçlar.

209 Yazı
1 Yorum
  • Ilyas Topak

    Zan hiçbir zaman kesin bilgi ihtiva etmez! Şahsım adına Suriye de okuyan ve Ehl’i Sünnet ve’l Cemaat akidesinden hiç taviz vermeyen epeyi tanıdığım bulunmakta!

    At izi ile İt izinin karıştığı bir zaman diliminde yaşadığımız kesin ne yazık ki!
    Rabbim akıbetimizi hayr eylesin.

Bir Yorum Yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Benzer Yazılar