Psikolojik Şiddetin Sessiz Yüzü
Psikolojik Şiddetin Sessiz Yüzü
Günümüzde psikolojik şiddet, hayatın neredeyse her alanında sessiz ama derin izler bırakmaya devam ediyor. Fiziksel yaralar zamanla iyileşebilir; ancak görünmeyen yaraların tedavisi çoğu zaman çok daha uzun sürüyor. Çünkü insanın ruhunda açılan bazı yaralar ne gözle görülür ne de kolayca anlatılabilir.
İnsan, kendine bile yetişmekte zorlanırken ailesine, işine, sorumluluklarına ve hayata yetişmeye çalışıyor. Zaman hızla akıp giderken herkes dışarıdan yaşamını sürdürüyor gibi görünüyor. Fakat kimsenin bilmediği, her insanın içinde sessizce verdiği mücadeleler var. Dışarıdan güçlü görünen bir insanın, geceleri yalnız kaldığında nasıl bir savaş verdiğini kimse bilemez.
Psikolojik şiddet yalnızca bağırmak, aşağılamak ya da hakaret etmek değildir. Bazen küçümseyen bir bakış, bazen görmezden gelinmek, bazen de sürekli yetersiz hissettirilmek şeklinde ortaya çıkar. İnsan zamanla kendi değerini sorgulamaya başlar, kendini anlatmaktan vazgeçer ve susmayı seçer. Çünkü bazı sessizlikler konuşamamaktan değil, anlaşılmayacağını bilmekten doğar.
Hayat şartlarının her geçen gün ağırlaştığı bu dünyada insanlar, bütün zorluklara rağmen yaşamlarını sürdürmeye çalışıyor. Kimisi yükünü içine atıyor, kimisi gözyaşlarını kimsenin görmediği bir köşede siliyor, kimisi ise gülümsemeyi bir maske gibi taşıyor. Oysa her tebessüm mutluluk değildir. Bazen en güzel gülümsemenin ardında en büyük yorgunluk saklıdır.
Ne yazık ki toplum olarak, insanların yaşadığı mücadeleyi anlamadan onları yargılamaya çok alıştık. Bir insanın neden sustuğunu, neden içine kapandığını ya da neden eskisi gibi olmadığını sorgulamadan hüküm veriyoruz. Oysa belki de onun taşıdığı yükü bizim omuzlarımız bir gün bile kaldıramazdı.
Psikolojik şiddetin en acı tarafı, çoğu zaman görünmemesidir. Görünmeyen acılar önemsenmez, duyulmayan çığlıklar ise zamanla sessizliğe gömülür. İnsan sürekli yıprandığında önce kendine olan güvenini, ardından hayata dair umutlarını kaybetmeye başlar. İşte en büyük yıkım da tam burada başlar.
Empati kurabilmek, bir insanın hayatına dokunmanın en değerli yoludur. Herkesin hayatı farklıdır ve hiçbir hayat dışarıdan göründüğü kadar kolay değildir. Bu yüzden yargılamadan önce anlamaya çalışmak, konuşmadan önce dinlemek ve eleştirmeden önce düşünmek gerekir.
Çünkü bazen bir insanı ayakta tutan şey, büyük çözümler değil; yalnız olmadığını hissettiren küçücük bir cümledir.
Unutulmamalıdır ki psikolojik şiddet, sesi olmayan bir çığlıktır. O çığlığı duymak ise sadece kulakla değil, vicdanla mümkündür.
Sibel Işık