Yeni bir yıla girerken…

Yeni bir yıla girerken…
Tepki Ver

Her yıl olduğu gibi bu yıl sonu da yine yeni bir yıla giriş hazırlıkları son hız devam etmektedir. İslam’da Müslümanlar için 1 ocak yılbaşı diye bir kavram yoktur. Bu kavram bize batıdan-Haçlı-Hıristiyan aleminden geçmiştir. Hadîs-i şerîfte şöyle buyrulur:

“Kim bir kavme benzemeye çalışırsa, o da onlardandır.” (Ebû Dâvud, Libâs, 4/4031) 

Müslümanların Hicri yılbaşısı 1 Muharremdir.

İslam aleminde böyle yeni yıla giriş kutlama hazırlığı yapma alışkanlığı, geleneği, örfü ve adeti yoktur! Peki bu hazırlıklar ve kutlamalar içimize nereden girmiştir? Bu soruya cevap verebilmek için bir asır öncesine dönmek lazımdır. Emperyalist İslam düşmanlarının içimizdeki yerli işbirlikçiler eliyle İslam dünyasını paramparça ettiklerini, Müslümanların her sahada sahip olduğu inanç sistemlerinin ve tüm değerlerinin yok edildiği, İslam’ın otoritesi Halifeliğin kaldırılmasıyla kurulan yeni rejimin kıblesi batı olmuştur! Cumhuriyeti kuran kadro ittihat ve terakki zihniyeti ve sabatayist kadrolardan oluşmuştur. Bu kadro maalesef çağdaş ve muasır medeniyet diyerek batıya yelken açmıştır! İslam dışı inkılaplarla ülkede yaşayan tüm insanların batının hayat tarzına, batının yaşam şekline mahkum ve mecbur edildiğini görüyoruz. Sanırım sadece batının şapkasını giymemekte ısrar ettikleri için binlerce alimin darağaçlarında sallandırıldıklarını hatırlatmamız kafidir… Konunun önemine binaen İslam alimlerinin yılbaşı kutlamalarıyla ilgili karşı görüşlerini aktarmaya çalışayım.

İMAM RABBANÎ’NİN MEKTUBATINDA ŞİRK HAKKINDA PEK ÖNEMLİ BİR AÇIKLAMASI:

“Müşriklerin bayramlarını ve resmi günlerini ta’zim etmede şirke kuvvetli bir ayak basma vardır. Hem müşriklerin dinini ve hem de İslam Dinini tasdik edip hem İslam’ın ve hem de kâfirlerin hükümlerini beraberce yapmak isteyen kimse müşriktir. Çünkü küfürden beri olmak İslam’ın şartındandır. Tevhit ise ancak şirk şaibelerinden sakınmakla gerçekleşmektedir.

Ehl-i İslam arasında yaygınlaşmış bir durum arz eden, yani pek çok görülen, hastalıkların ve sıkıntıların ortadan kalkması için, taşlardan ve putlardan yardım istemek şirktir ve sapıklıktır. Yontulmuş taşlardan ihtiyaçlarını talep etmek küfrün kendisidir. Aynı zamanda Yüce Allah’ı inkâr etmektir. Nitekim, Allah Teâlâ bu gibi insanlardan şikâyet ederek meal olarak şöyle buyuruyor: “Onlar tağuta küfretmekle emrolundukları halde hükümlerini ona götürmek istiyorlar. Şeytan onları pek uzak bir sapıklıkla saptırmak ister.” (1) .

Hintliler tarafından tazim edilen günlere tazim ve hürmet etmek, Yahudiler nazarında belirli olan ve kendilerine ait merasimleri icra etmek yani onların dinleri ile ilgili merasimlere arzu ve istekle katılmak, şirki ve küfrü gerektirmektedir. Nitekim Ehl-i İslam’dan cahil olanlar, kâfirlerin başarılı ve kutsal saydıkları günlerin merasimlerini yerine getirirler. Ve o günleri kendi bayramları yaparlar. O günlerde müşrikler hediyeleştikleri gibi, bu cahillerde kızlarının ve kardeşlerinin evlerine hediyeler gönderirler. Kâfirler kablarını boyadıkları gibi boyarlar. Ve kırmızı pirinç doldurup onu hediye olarak gönderirler. Onların dinlerine tam anlamı ile önem verirler, işte bunların hepsi de şirktir. Ve İslam dinine küfretmektir. Nitekim Allah (c.c.) meal olarak şöyle buyurmuştur: “Onlardan pek çoğu ancak Allah’a ortak koşmadan başka bir şekilde iman etmezler.” (2)

Meşayıhın, büyük zatların mezarlarına adak yapılarak yine onların mezarlarının yanında kesilen kurbanları da fakihler şirk saymışlar ve bu hususta pek çok mübalağa yapmışlardır.

Ve yine bir takım cahil kadınların şeyhlerin niyetine oruç tutup ve bir takım günleri onlar adına oruç tutmak için tayin etmeleri, arzu ve isteklerini bu oruca bağlayıp ve yine bu vasıta ile isteklerini onlardan yani şeyhlerden istemeleri ve yine şeyhlerin istenen bu dilekleri yerine getireceğine inanmaları, işte bunların hepsi başkalarını İbadette yüce Allah’a ortak koşmaktır. Yüce Allah’a ibadet yaparak başkasından arzu ve isteklerini talep etmenin çirkinliğini bilmek lazımdır. (3)

Sayın okuyucularımız, bu gün İslam ülkelerinin pek çoğunda yılbaşı adı altında işlenen cinayetlerle yukarıda zikredilen hükümleri insaflıca ve dikkatlice karşılaştırınız ve kararı kendiniz veriniz.”

1. Nisa suresi ayet: 60
2. Yusuf suresi ayet: 106
3. İktibas: Mektubat, C: 2 ve s: 55
(Emekli Müf. Ali Küçüker, İzahlı İslam İlmihali, sh:40-41)

Yazar Profili
İzzeddin el Urmevi Yazar Tüm Yazılar

İzzeddin Urmevi, İslamî ilimlerde özellikle fıkıh usulü alanında çağlar arası sentez yapmayı yöntem haline getirmiş derinlikçi bir araştırmacı ve yazardır. Klasik fıkıh usulünün metodolojik birikimini günümüz meseleleriyle buluşturarak hem geleneğe hem de çağa temas eden özgün çalışmalar ortaya koymaktadır. Yazılarında usulî temelleri ihmal etmeden, güncel sorunlara hikmetli ve bütüncül çözümler arama çabası hâkimdir.

Kullanıcıya ait herhangi bir sosyal medya veya iletişim bilgisi bulunmamaktadır.

4 Yazı

Bir Yorum Yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Benzer Yazılar