Rüzgâra Karşı Tek Kanat: Hz. Ayşe’nin Mirası ve İslam Dünyasında Kadın Olmak
Rüzgâra Karşı Tek Kanat: Hz. Ayşe’nin Mirası ve İslam Dünyasında Kadın Olmak
Bugün İslam’da kadının yeri tartışıldığında genellikle savunmacı ya da kısıtlayıcı bir dilin gölgesinde kalırız. Oysa tarihin tozlu raflarını aralayıp 7. yüzyılın Medine’sine baktığımızda karşımıza yalnızca bir eş değil, çağının çok ötesinde bir entelektüel, bir hukuk dehası ve hitabet ustası çıkar: Hz. Ayşe.
Onun portresi, sonraki yüzyıllarda ataerkil geleneklerin din adına kadına dayattığı “eve kapanmış, sessizleştirilmiş kadın” modelini tek başına yıkan muazzam bir manifestodur. Bugün İslam dünyasında kadının entelektüel hayattan, akademiden, sanattan ve yönetimden dışlanmaya çalışılması, aslında Hz. Ayşe’nin kurduğu bu güçlü mirasın unutulmasından kaynaklanmaktadır.
Günümüzde kadının İslam’daki yerini belirleyecek olan şey, artık erkeklerin onlar hakkında yazdığı fetvalar değil; kadınların bizzat ilim, sanat, siyaset ve sosyal yaşamın merkezinde ürettikleri değerlerdir. Eğer İslam dünyası küresel ölçekte bir krizden çıkmak ve yeniden bir medeniyet iddiası taşımak istiyorsa, bunu ancak Hz. Ayşe’nin entelektüel mirasını ve Hz. Hatice’nin vizyonunu bugünün dünyasına taşıyan özgür, eğitimli kadınlar sayesinde başarabilir. Kadını dışarıda bırakan bir toplumsal yapı, rüzgâra karşı tek kanatla uçmaya çalışan bir kuşa benzer; hiçbir zaman yükselemez.
Hz. Ayşe’nin bu sorgulayan, dönüştürücü ve entelektüel iklim yaratan tarihsel portresinden sonra bugüne döndüğümüzde ise daha karmaşık ve çelişkili bir manzara ile karşılaşıyoruz. 21. yüzyılda İslam’da kadın meselesi; teolojik metinler, coğrafi gelenekler, küresel modernleşme ve siyasi ajandaların tam ortasında bir inceleme alanı haline gelmiştir.
Bugün dijitalleşen ve küreselleşen dünyada “İslam coğrafyasında kadın olmak” ne anlama geliyor? Bu soruya tek bir cevap vermek imkânsızdır. Çünkü bir yanda üniversite kürsülerinde fıkıh dersleri veren, uluslararası platformlarda hak mücadelesi yürüten Müslüman kadın entelektüeller dururken; diğer yanda en temel insan hakkı olan eğitime erişimi bile engellenen, kamusal alanın tamamen dışına itilmek istenen kadınlar bulunmaktadır.
İlkay Üner