Coğrafya Kader Değildir
Coğrafya Kader Değildir
Uzaklarda bir coğrafyanın kader diye anılan sınırlarında zihinlerin altüst ettiği ruhların daraldığı hayatlar vardır. Kimine göre bu durum sıradan bir yaşam biçimidir. Kimine göre ise o sınırları sorgulamak bile büyük cesaret ister.
Örf ile adetlerin katı kurallarla çevrelendiği değişimin sıklıkla ayıp ya da başkaldırı olarak görüldüğü toplumlarda farklı düşünmek sorgulamak kendine ait bir duruş sergilemek çoğu zaman böbürlenmek olarak algılanır. Böyle zihinler fark etmeden en büyük duvarı kendi içlerinde örerler. En sonunda da sığındıkları cümle hep aynıdır. Coğrafya kaderdir.
Bu söz bazen gerçek bir acıyı anlatır. Fakat çok daha sık olarak bir kabullenişin sessiz bir vazgeçişin derin bir teslimiyetin bahanesi haline gelir.
Bana göre coğrafya yalnızca bir başlangıçtır. İnsanın içindeki ışığı söndüren ya da büyüten asıl güç doğduğu yer değil kendi iradesidir. O topraklarda sevgisini unutmuş kalbini köreltmek zorunda kalmış nice hayatlar vardır. Susarak yaşayan alışarak unutan unutuldukça kendinden eksilen insanlar…
Yine de inanmak gerekir ki insan ait olduğu coğrafyanın hem güzelliklerine hem de zorluklarına sahip çıkabilir. Değerlerini yitirmeden özünü incitmeden kendi yolunu çizebilir. Gerçek yükseliş başkalarını bastırmakla ya da hayatları karartmakla değil ışık olmayı seçebilmekle mümkündür.
Çünkü kader sadece doğduğun yer değildir. Kader kendi içinden doğurabildiğin umuttur.
Umut oldukça her coğrafya yeniden yazılabilir.
Sibel Işık
Ağzına sağlık 🙂