Duygusallık Aşk ve Hayranlık

Duygusallık Aşk ve Hayranlık
Tepki Ver

Birbirine benzeyen ama aslında bambaşka derinlikler taşıyan üç ayrı duygu. Duygusallık; insanın içinden doğan, ruhunun en ince yerlerinden süzülerek tüm benliğine yayılan bir haldir. Bazen bir bakışta, bazen bir cümlede, bazen de hiç beklenmeyen bir anda kendini gösterir. Öyle ki, bir film sahnesinde bile kendini bulur insan; hiç yaşamadığı bir anın içinde, sanki yıllardır oradaymış gibi hissedebilir. Duygular kendini ifade etmek için farklı yollar bulur. Kimi zaman öfkeyle, kimi zaman heyecanla, kimi zaman da sessizce dökülen gözyaşlarıyla… Ama her haliyle gerçektir, her haliyle insana aittir.

Aşk ise bambaşka bir dünyadır. Günümüzde basit bir kelimeye indirgenmiş olsa da, aslında bir anın sonsuzluğa dönüşmesidir. Kalbin zamanın ötesinde atmaya devam etmesidir. Öyle bir andır ki; denk gelmesen bile, yıllarca aynı duygunun içinde kalabilirsin. Umarsızca değil belki, ama vazgeçemeden… Beklentisiz ama derin bir bağlılıkla.

Hayranlık ise çoğu zaman gözden kaçan bir duygudur. Oysa bir insanın başarısını, duruşunu ya da varlığını fark ettiğinde filizlenen en saf hislerden biridir. Hayranlık büyür, çoğalır, iç içe geçer ve insanın içinde genişler. Çünkü insan, insana hayran oldukça çoğalır. Bu duygu özgürdür; sınır tanımaz, kalıplara sığmaz…Ne var ki günümüz dünyasında kelimeler yer değiştirdi.

Anlamlar hafifledi, duyguların ağırlığı azaldı. İnsanlar karmaşıklığın içinde dolaşıp dururken, çoğu zaman aynı noktaya geri dönüyor. Söylenen sözler çoğalıyor ama anlamlar giderek silikleşiyor. Duyguların taşıyıcısı olan cümleler bile bazen sadece boş bir yankıdan ibaret kalıyor.

Belki de bu durum okuyamamaktan, düşünememekten ya da içe dönememekten kaynaklanıyor. Oysa insanı hem yüzeyde hem derinde besleyen en önemli şey; anlamaya çalışmak, araştırmak ve okumaktır. Çünkü ancak bu şekilde duygular anlamını korur, kelimeler değerini kaybetmez. Duygular bazen vakitsiz gelir. Ansızın kapıyı çalar ve içeri girer… Ama bu sessizlik, yokluk değildir. Aksine, daha derin bir karmaşanın habercisidir. İnsan kök salamayan bir ağaç gibi savrulmaya başlar; zihninde ve bedeninde bir ağırlık taşır. İçinde birikenler, zamanla serzenişe dönüşür.

Bazen susturulabilir insan… Ama ikna olmaz çünkü bazı duygular vardır ki bastırıldıkça büyür. Ve bazen de derin acılar yüklenir insana; çaresizce kıyıya vuran kırık gemiler gibi… Parçalanmış ama hâlâ bir şeyler anlatmaya çalışan…

Hayat, aslında tam da bu yüzden duygularla yürür. İnsanı insan yapan; hissettikleri, anlamaya çalıştıkları ve ifade edebildikleridir. Belki de mesele, daha az konuşup daha çok hissetmekte… Ya da hissettiklerimizi daha doğru kelimelerle anlatabilmekte…

Çünkü bazı duygular vardır; anlatılmaz ama yaşanır. Ve bazı cümleler vardır; sadece hissedildiğinde anlam kazanır.

Sibel Işık

Yazar Profili
Sibel Işık Yazar Tüm Yazılar

Edebiyatçı Yazar

Kullanıcıya ait herhangi bir sosyal medya veya iletişim bilgisi bulunmamaktadır.

7 Yazı

Bir Yorum Yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Benzer Yazılar