Akran Zorbalığı: Sessizce Büyüyen Bir Yıkım
Akran Zorbalığı: Sessizce Büyüyen Bir Yıkım
Akran zorbalığı, günümüzde giderek artan ve ne yazık ki önüne geçilmesi oldukça zorlaşan ciddi bir toplumsal sorun haline gelmiştir. Özellikle çocuklar ve gençler üzerinde derin etkiler bırakan bu durum, yalnızca fiziksel değil; psikolojik, duygusal ve sosyal yaralar da açabilmektedir. Bir insanı dış görünüşüyle, konuşmasıyla, düşünceleriyle ya da yaşam tarzıyla küçümsemek, bazen fark edilmeden yapılan bir zorbalığa dönüşür. Oysa çoğu zaman insanlar, söyledikleri bir cümlenin karşı tarafta nasıl derin bir yara bıraktığını göremezler.
Günümüzde anlayabilmek yerine yargılamak daha kolay hale gelmiştir. İnsanlar artık birini tanımaya çalışmadan eleştirmeyi, dinlemeden kırmayı ve empati kurmadan konuşmayı alışkanlık haline getirmiştir. “Bunu mu giydin?”, “Oraya mı gittin?” “Sen yeterince güzel değilsin.” ya da “Sen başarılı olamazsın.” gibi cümleler, bazılarına göre basit sözler gibi görünse de aslında bir insanın özgüvenini yavaş yavaş yok eden ağır yaralara dönüşebilmektedir. Özellikle çocukluk çağında maruz kalınan bu davranışlar, kişinin tüm hayatını etkileyebilecek psikolojik sorunlara yol açabilmektedir.
Ne yazık ki günümüzde çocuklar, anlaşılabilmek için bazen zorbalığa yönelmektedir. Sevgi, saygı ve sağlıklı iletişimden uzak büyüyen bireyler, güçlü görünmenin yolunu başkalarını ezmekte arayabilmektedir. Oysa gerçek güç, birini kırmakta değil; birini anlayabilmektir. Çünkü küçümsemek, hor görmek ve insanları eksikleriyle yargılamak bir üstünlük değil, aksine vicdani bir eksikliğin göstergesidir.
Eskiden çocukluk daha farklıydı. Mahalle aralarında özgürce oyun oynayan çocuklar vardı. Poşetlerden çantalar yapar, çamurdan tabaklar, taşlardan oyuncaklar üretirdik. Belki imkânlarımız bugünkü kadar fazla değildi ama samimiyetimiz daha gerçekti. İnsanlar birbirine daha yakındı, çocuklar daha içtendi. Şimdi ise teknolojiyle büyüyen bir yalnızlık hâkim. Herkes kendi odasına, kendi ekranına ve kendi sessizliğine çekilmiş durumda. Kalabalıkların içinde bile insanlar birbirini anlamaktan uzaklaşmıştır.
Akran zorbalığı yalnızca çocukların değil, aslında tüm toplumun problemidir. Çünkü sevgiyi, saygıyı ve anlayışı kaybeden bir toplumda insanlar birbirinden uzaklaşır. Güvensizlik artar, iletişim azalır ve herkes kendi içine kapanmaya başlar. Böyle bir ortamda ne çocukluk eskisi gibi masum kalabilir ne de insanlar birbirine güvenebilir.
Belki de artık insanların en çok ihtiyacı olan şey, anlaşılmak, yargılanmadan dinlenmek ve biraz merhamet görebilmektir. Çünkü bazen bir insanı hayata bağlayan şey, yalnızca güzel bir söz ya da samimi bir anlayıştır.
İnsanların birbirini kırmadan konuşmayı öğrendiği, farklılıklarla dalga geçmek yerine onları kabul ettiği bir dünya ise hâlâ mümkündür. Yeter ki empati kurmayı unutmayalım.
Sibel Işık