Tepebaşı, Akarca Sokak, 1965.
Tepebaşı, Akarca sokak, 1965. Karlı bir istanbul gününden. Şubatın beyaz suskunluğunda şehir. Sabah ayazı altında ağır ağır akarken hayat… bir daha asla aynı olmayacak günlerin hüznüyle.
Apartman önünde bir katır, kadrajda durmuş. Sırtında yük, ama asıl ağırlık başka. Yoksulluğun, sessizliğin ve alışılmış kaderin yükü. Soğukta öylece hareketsiz. Belki başlayacak yeni hikayesini bekliyor. Ayak izleri birazdan silinecek ama o anın hissi fotoğrafta kalacak.
Hemen yanında sırtını duvara vermiş bir adam, ellerini paltosunun ceplerine gizlemiş. Sanki üşümekten değil, kendinden saklanır gibi. O da bir şeyleri bekliyor… Bu şehirde yıllardır herkes bir şey taşıyor. Kimi ekmeğini, kimi umudunu, kimi de susmayı öğrenmiş yalnızlığını. Söylenmemiş sözler, ertelenmiş hevesler, vedalar, geri dönülmeyen yollar. Belki bir yerde yarım kalmış bir aşk, başka yerde itiraf edilememiş bir özür.
Kar, her şeyi eşitliyor. Zenginle yoksulu, eskiyle yeniyi, umutla yorgunluğu… Fotoğraf biraz da şunu anlatıyor aslında; herkes bir yere yetişmez. Bazıları sadece hayatta kalmaya çalışır.
B. Ergin Borobey
https://www.instagram.com/erginborobey/
